Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/7488 K.2018/12468
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza MahkemesiSUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** MahkumiyetDosya incelenerek gereği düşünüldü: Mağdurun ve sanığın aşamalardaki anlatımları ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde gece vakti yanında açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen sanığın, .... olarak bildiği bir başka kişiyle birlikte motosiklet ile olay yerine geldiği, sanığın motosiklette bekleyip gözcülük yaparken diğer failin mağdura ait ikamete girdiği, mağdurun cep telefonunu ve içinde banka kartları bulunan cüzdanını aldığı, mağdura ait cep telefonu ile sanık ...'ı arayıp görüştüğü sırada mağdurun uyanarak bu kişiyi gördüğü, diğer failin de mağduru farkedince elindeki cep telefonunu atarak evden kaçtığı ve dışarda onu bekleyen sanığın kullanımındaki motosiklet ile olay yerinden uzaklaşıp mağdura ait kredi kartıyla bankamatikten para da çektiklerinin anlaşıldığı olayda; kimliği tespit edilemeyen failin mağdurun cep telefonuyla sanık ... ile görüştüğünden mağdurun olaydan sonra kendi telefonundaki arama kayıtlarından yola çıkarak sanığı aradığı ve kolluğa müracaat ederek yakalanmasını sağladığı, sanığın da savunmasında tevilli olarak suçu ikrar ettiğinin anlaşılması nedeniyle, oluşa ve dosya içeriğine uygun mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki “1. no'lu” bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 Esas, 2016/436 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, TCK'nın 142/2-h, 143. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle yargılanan sanığa, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanmasına gerek olmadığına karar verildiği de gözetildiğinde tebliğnamedeki “2. no'lu” bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 31/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
**HÜKÜM:** MahkumiyetDosya incelenerek gereği düşünüldü: Mağdurun ve sanığın aşamalardaki anlatımları ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde gece vakti yanında açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen sanığın, .... olarak bildiği bir başka kişiyle birlikte motosiklet ile olay yerine geldiği, sanığın motosiklette bekleyip gözcülük yaparken diğer failin mağdura ait ikamete girdiği, mağdurun cep telefonunu ve içinde banka kartları bulunan cüzdanını aldığı, mağdura ait cep telefonu ile sanık ...'ı arayıp görüştüğü sırada mağdurun uyanarak bu kişiyi gördüğü, diğer failin de mağduru farkedince elindeki cep telefonunu atarak evden kaçtığı ve dışarda onu bekleyen sanığın kullanımındaki motosiklet ile olay yerinden uzaklaşıp mağdura ait kredi kartıyla bankamatikten para da çektiklerinin anlaşıldığı olayda; kimliği tespit edilemeyen failin mağdurun cep telefonuyla sanık ... ile görüştüğünden mağdurun olaydan sonra kendi telefonundaki arama kayıtlarından yola çıkarak sanığı aradığı ve kolluğa müracaat ederek yakalanmasını sağladığı, sanığın da savunmasında tevilli olarak suçu ikrar ettiğinin anlaşılması nedeniyle, oluşa ve dosya içeriğine uygun mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki “1. no'lu” bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 Esas, 2016/436 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, TCK'nın 142/2-h, 143. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle yargılanan sanığa, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanmasına gerek olmadığına karar verildiği de gözetildiğinde tebliğnamedeki “2. no'lu” bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 31/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.