Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/5862 K.2018/11575
Özet: Uyuşmazlık, sanığın park halindeki motosikletini çalarak hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını işlemesiyle ilgili olup; Mahkeme, 5237 sayılı TCK'nın 50. madde kapsamına girmeyen eylemi nedeniyle yanlışce verilen hırsızlık cezasının iptalini ve sanığın sadece hâlâ bulunmayan mala zarar verme suçundan beraatını savunan temyiz isteğini bozarak, iki suçtan yalnızca hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı vermek yerine, mala zarar verme suçundan beraatetmesini öngördü.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin uygulanabilirlik kapsamı dışında kalan bir cezaya hükmolunması gerekirken, hatalı uygulama sonucu bu maddenin uygulanabilirlik sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, bu maddenin uygulanmasına karar verilemez, aksi halde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/03/2008 gün 2008/6-47 E-2008/43 K sayılı kararında belirtildiği üzere, önceki hatalı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkûmiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, açıklanan nedenlerle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın, katılanın sokak üzerinde park halinde bulunan motosikletini çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucunda sanık hakkında aynı Kanun'un 141/1. maddesiyle hüküm kurularak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 2-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya kapsamı ve oluşa göre; katılana ait park halindeki motosikletin çalınması sırasında motosiklete zarar verildiğinin iddia edilmesi karşısında; hırsızlık suçunun konusu olan motosiklet ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında, ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden sanık hakkında mala zarar verme suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin uygulanabilirlik kapsamı dışında kalan bir cezaya hükmolunması gerekirken, hatalı uygulama sonucu bu maddenin uygulanabilirlik sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, bu maddenin uygulanmasına karar verilemez, aksi halde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/03/2008 gün 2008/6-47 E-2008/43 K sayılı kararında belirtildiği üzere, önceki hatalı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkûmiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, açıklanan nedenlerle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın, katılanın sokak üzerinde park halinde bulunan motosikletini çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucunda sanık hakkında aynı Kanun'un 141/1. maddesiyle hüküm kurularak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 2-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya kapsamı ve oluşa göre; katılana ait park halindeki motosikletin çalınması sırasında motosiklete zarar verildiğinin iddia edilmesi karşısında; hırsızlık suçunun konusu olan motosiklet ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında, ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden sanık hakkında mala zarar verme suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.