Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/128 K.2018/6742
Özet: Uyuşmazlık, 12/10/2012 tarihinde valilikteki bir altın hırsızlığı olayında, sanığın yanıltıcı davranışlarla dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasından kaynaklanmaktadır. Mahkeme, sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar vermekle beraber uzlaştırma yöntemiyle işlenen suç için Bozma ve diğer hukuki düzenlemeleri uygulayarak hükmün Bozulduğunu ve yeni hüküm için gerekli prosedürlerin başlatıldığını belirlemiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 12/10/2012 olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında 03/01/2013 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiş, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın 12/10/2012 tarihinde, ablası olan katılana ait, tanık kuyumcu ... tarafından kasada muhafaza edilen altınları, katılanın düğünü olması nedeniyle istediğini söylediğinin, tanığın da katılanın bir hafta sonra düğünü olduğunu bilmesi nedeniyle, sanığın beyanına inanarak altınları sanığa, katılana vermesi amacıyla teslim ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın yanıltıcı davranışlarda bulunarak gerçekleştirdiği eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden hırsızlık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilmesi, 2-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, 1 nolu bozma sebebine göre sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 23/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 12/10/2012 olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında 03/01/2013 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiş, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın 12/10/2012 tarihinde, ablası olan katılana ait, tanık kuyumcu ... tarafından kasada muhafaza edilen altınları, katılanın düğünü olması nedeniyle istediğini söylediğinin, tanığın da katılanın bir hafta sonra düğünü olduğunu bilmesi nedeniyle, sanığın beyanına inanarak altınları sanığa, katılana vermesi amacıyla teslim ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın yanıltıcı davranışlarda bulunarak gerçekleştirdiği eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden hırsızlık suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilmesi, 2-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, 1 nolu bozma sebebine göre sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 23/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.