Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/12570 K.2017/9685
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü ... a 25.11.2005 tarihli karar usulüne uygun tebliğ edildiği halde temyiz incelemesinde bulunmadığı ve İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince 25.11.2005 tarihinde dosya üzerinden verilen kararın hükümlü ...’ın temyizi üzerine dosyanın bu kararların temyizi kabil olması nedeniyle Yargıtay’a gönderilmesi gerekirken mahkemesince dosyanın yeniden ele alınarak kurduğu 23.06.2006 tarihli kararın hukuken geçersiz olduğu belirlenerek hükümlü ...’ın 25.11.2005 günlü karara yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9/1.maddesine göre, 01/06/2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanun'un 9/3. maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/12/2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılarak; 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olması nedeniyle kesinleşen kararda, hükümlünün müşteki Osman Çıplak’a ait işyerine geceleyin girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 142/1 -b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanısıra, aynı Kanun’un 116/2-4 ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının da oluştuğu anlaşılmakla birlikte, müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle mala zarar verme suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği, yine müşteki ...’a ait işyerine geceleyin yanında diğer sanık ... ile birlikte girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 142/1 -b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanısıra, aynı Kanun’un 116/2-4 ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının da oluştuğu, işyeri dokunulmazlığını bozma suçuna ilişkin aynı Kanun’un 119/1-c maddesinin de uygulanması gerektiği gözetilerek ve ayrıca müştekinin şikayetçi olması karşısında mala zarar verme suçu yönünden CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 09.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü ... a 25.11.2005 tarihli karar usulüne uygun tebliğ edildiği halde temyiz incelemesinde bulunmadığı ve İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince 25.11.2005 tarihinde dosya üzerinden verilen kararın hükümlü ...’ın temyizi üzerine dosyanın bu kararların temyizi kabil olması nedeniyle Yargıtay’a gönderilmesi gerekirken mahkemesince dosyanın yeniden ele alınarak kurduğu 23.06.2006 tarihli kararın hukuken geçersiz olduğu belirlenerek hükümlü ...’ın 25.11.2005 günlü karara yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9/1.maddesine göre, 01/06/2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanun'un 9/3. maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/12/2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılarak; 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olması nedeniyle kesinleşen kararda, hükümlünün müşteki Osman Çıplak’a ait işyerine geceleyin girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 142/1 -b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanısıra, aynı Kanun’un 116/2-4 ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının da oluştuğu anlaşılmakla birlikte, müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle mala zarar verme suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği, yine müşteki ...’a ait işyerine geceleyin yanında diğer sanık ... ile birlikte girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 142/1 -b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanısıra, aynı Kanun’un 116/2-4 ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının da oluştuğu, işyeri dokunulmazlığını bozma suçuna ilişkin aynı Kanun’un 119/1-c maddesinin de uygulanması gerektiği gözetilerek ve ayrıca müştekinin şikayetçi olması karşısında mala zarar verme suçu yönünden CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 09.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.