Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/12049 K.2017/9586
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlü hakkında Afyon Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.05.1996 tarih, 1995/897 Esas – 1996/404 Karar sayılı karar ile 765 sayılı TCK'nın 492/9-son, 522, 40. maddeleri uyarınca verilen 2 yıl 11 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.10.1997 gün, 1997/8034-1997/8826 E-K sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesi ile kesinleşmeden önceki sanık ile müdafii arasındaki vekaletnameye dayanan vekalet ilişkisi sona erdiğinden ve hükmün kesinleşmesinden sonraki uyarlama yargılaması aşamasında hükümlünün yeni bir müdafii talebinin bulunmadığının ve müdafiinin görevinin devam ettiği yönünde hükümlünün haberdar olmadığının anlaşılması karşısında, 21.05.1996 tarihli mahkumiyet hükmünün onanmak sureti ile kesinleşmesi sonrasında verilen 20.06.2005 tarihli uyarlama kararının (ek kararın) görevi sona eren Av. ...'e yapılan tebliğ işlemi geçerli olmayacağından, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin ek kararın hükümlüye tebliğine ilişkin 09.09.2014 gün, 2013/24576-2014/15489 E-K sayılı ilamından sonra 20.06.2005 tarihli uyarlama kararının (ek kararın) tebliği üzerine hükümlünün 20.10.2014 tarihli temyiz isteminin 20.06.2005 tarihli ek karara yönelik olduğu ve ikinci olarak verilen 20.03.2013 tarihli uyarlama kararı hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı olmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9/1. maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanun'un 9/3. maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir. Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği, mahkemece duruşma açılarak delillerin tartışılması ve lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlü hakkında Afyon Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.05.1996 tarih, 1995/897 Esas – 1996/404 Karar sayılı karar ile 765 sayılı TCK'nın 492/9-son, 522, 40. maddeleri uyarınca verilen 2 yıl 11 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.10.1997 gün, 1997/8034-1997/8826 E-K sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesi ile kesinleşmeden önceki sanık ile müdafii arasındaki vekaletnameye dayanan vekalet ilişkisi sona erdiğinden ve hükmün kesinleşmesinden sonraki uyarlama yargılaması aşamasında hükümlünün yeni bir müdafii talebinin bulunmadığının ve müdafiinin görevinin devam ettiği yönünde hükümlünün haberdar olmadığının anlaşılması karşısında, 21.05.1996 tarihli mahkumiyet hükmünün onanmak sureti ile kesinleşmesi sonrasında verilen 20.06.2005 tarihli uyarlama kararının (ek kararın) görevi sona eren Av. ...'e yapılan tebliğ işlemi geçerli olmayacağından, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin ek kararın hükümlüye tebliğine ilişkin 09.09.2014 gün, 2013/24576-2014/15489 E-K sayılı ilamından sonra 20.06.2005 tarihli uyarlama kararının (ek kararın) tebliği üzerine hükümlünün 20.10.2014 tarihli temyiz isteminin 20.06.2005 tarihli ek karara yönelik olduğu ve ikinci olarak verilen 20.03.2013 tarihli uyarlama kararı hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı olmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9/1. maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanun'un 9/3. maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir. Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği, mahkemece duruşma açılarak delillerin tartışılması ve lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.