Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/12012 K.2018/9331
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza MahkemesiSUÇ : Hırsızlık, resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** MahkumiyetDosya incelenerek gereği düşünüldü;Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan da dava açılmasına rağmen karar verilmediği belirlenmiş olup, zamanaşımı süresi içinde bu suçtan karar verilmesi ve TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerde; sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hakime ait olduğu cihetle, sanık ... tarafından... adına, sanık ... tarafından ...adına düzenlendiği anlaşılan sahte nüfus cüzdanlarının varsa getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin 1. fıkrasına göre hakim, somut olayda; bu fıkrada yedi bent halinde sayılan hususları ve aynı Kanun'un 3. maddesinin 1.fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeleri gözönünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. Cezanın iki sınır arasında tayin ve takdiri mahkemenin yetkisi içinde ise de, hakim bu takdir hakkını adalet ve nesafet kuralları ile sınırlı olarak kullanmalıdır. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde, “suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, faillerin kastı, faillerin güttüğü amaç ve saiki, suç hareketlerinin sıklığı ve yoğunluğu meydana gelen zararın miktarı, suç işleme eğilimleri,cezanın caydırıcılığı ve ıslah edici özelliği” gerekçe gösterilmiş ise de, suçun işleniş şekline ilişkin ağırlaştırıcı nedenlerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan adalet ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak üst sınırdan ceza tayini,Bozmayı gerektirmiş sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
**HÜKÜM:** MahkumiyetDosya incelenerek gereği düşünüldü;Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan da dava açılmasına rağmen karar verilmediği belirlenmiş olup, zamanaşımı süresi içinde bu suçtan karar verilmesi ve TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerde; sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hakime ait olduğu cihetle, sanık ... tarafından... adına, sanık ... tarafından ...adına düzenlendiği anlaşılan sahte nüfus cüzdanlarının varsa getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin 1. fıkrasına göre hakim, somut olayda; bu fıkrada yedi bent halinde sayılan hususları ve aynı Kanun'un 3. maddesinin 1.fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeleri gözönünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. Cezanın iki sınır arasında tayin ve takdiri mahkemenin yetkisi içinde ise de, hakim bu takdir hakkını adalet ve nesafet kuralları ile sınırlı olarak kullanmalıdır. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde, “suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, faillerin kastı, faillerin güttüğü amaç ve saiki, suç hareketlerinin sıklığı ve yoğunluğu meydana gelen zararın miktarı, suç işleme eğilimleri,cezanın caydırıcılığı ve ıslah edici özelliği” gerekçe gösterilmiş ise de, suçun işleniş şekline ilişkin ağırlaştırıcı nedenlerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan adalet ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak üst sınırdan ceza tayini,Bozmayı gerektirmiş sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.