‹ Ana sayfa
Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/11754 K.2016/13986

Esas No: 2016/11754 · Karar No: 2016/13986 · Karar Tarihi: 18.10.2016
765 sayılı Türk Ceza Kanun5237 sayılı Türk Ceza Kanun5252 sayılı Türk Ceza Kanun5271 sayılı CMK765 sayılı TCK5237 sayılı TCKCMK'nın 309. maddesi765 sayılı Türk
Özet: 2. Ceza Dairesi         2016/11754 E.  ,  2016/13986 K.KARARIN KESİNLEŞMEMESİ NEDENİYLE RED. TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 168 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 145 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 142 TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) (765) Madde 81 TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) (765) Madde 59 "İçtihat Metni" Hırsızlık suçundan sanık Ö. S.'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/4, 522/1, 523/1, 59/2 ve 81.
 Hırsızlık suçundan sanık Ö. S.'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/4, 522/1, 523/1, 59/2 ve 81. maddeleri uyarınca 6 ay 21 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ÇANAKKALE Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2002 tarihli ve 2000/761 esas, 2002/270 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın anılan Kanun'un 142/2-b, 145, 168/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemesinin 17/06/2005 tarihli ve 2000/761 esas, 2002/270 sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/06/2016 gün ve 7078-2016-kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2016 gün ve 2016/291419 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede,

Dosya kapsamına göre,

1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkânı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde,

2- Sanığın müştekiye ait evin çatısına şahsi çeviklik ile çıkarak kafesteki güvercinleri hırsızladığı olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümleri uygulandığında, konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan da değerlendirilme yapılması gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

  GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 491/4, 523, 59 ve 81/2-3.maddeleri gereğince 6 ay 21 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair 09.04.2002 tarihli kararın kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında, Cumhuriyet savcılığının uyarlama talebi üzerine mahkemece davanın ele alınıp, duruşma açılmadan evrak üzerinde 17.06.2005 tarihli ek kararla dosya üzerinden uyarlama yapılarak 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b, 145, 168/1 ve 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkûmiyete karar verildiği, evrak üzerinde karar verilmesinin temyiz kabiliyetini ortadan kaldırmayacağı ve hükmün temyizi kabil olduğu, temyizi kabil olan kararda yasa yolu bildirimi hatalı yapılarak yanıltmaya neden olunması nedeniyle ek kararın usulüne uygun kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, 17.06.2005 tarihli kararın temyiz yasa yolu bildirimi ile hükümlüye tebliğ edilmesi gerekir ise de, sanığın “uyarlama yargılamasının duruşmalı yapılmaması ve dosya üzerinden verilmiş olsa bile temyize tabi olacağı, oysa itirazı kabil olarak verildiğinden kanun yararına bozma yoluna gidilmesine” ilişkin 22.04.2006 tarihli dilekçesi ile uyarlama yargılaması sonucu verilen karardan haberdar olduğu ve talebinin anılan karara yönelik temyiz dilekçesi olarak kabulü ile dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmesi hususunda gereğinin mahallinde yerine getirileceği gözetilerek, (ÇANAKKALE) Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 17.06.2005 gün ve 2000/761 E., 2002/270 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?