Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2012/12073 K.2012/48249
Özet: Uyuşmazlık konusu; şikayetçinin kamyonetin arka tarafını açarak eşya taşıma sırasında, aracın ön kapısından şikayetçiye ait eşyaların karıştırılması ve iki erkeğin araçtan hırsızlık yapıp kaçması olayında sanık H. D.’nin suç işlediği iddiası üzerine yapılan soruşturma ve savunmalar. Mahkeme; sanık D. Ç. ile H. D.’ya karşı 1 yıl 7 ay 6 gün hapis cezasının kesinleştiğini, temyiz itirazlarının yerinde görülüp bozulmadığını ve sonrasında yapılan inceleme sonucunda hükmün bozulmasına karar verdi.
Tebliğname No: 6 - 2009/272849
MAHKEMESİ: Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 28/07/2009
NUMARASI: 2007/677 (E) ve 2009/813 (K)
SUÇ: Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türü itibariyle 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince sanıklar müdafii’nin duruşma isteminin reddi ile dosya üzerinde yapılan incelemede;
Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2006 tarih 423-222 sayılı ilamı ile verilen ve 25.04.2006 tarihinde kesinleşen 1 yıl 7 ay 6 gün hapis cezası nedeniyle sanık D.. Ç.. hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Şikayetçinin, kamyonetin arka tarafını açarak bir markete eşya taşıdığı sırada, aracın açık olan ön kapısından şikayetçiye ait montun cebi, fatura kasasının içi ve evrak çantasının karıştırıldığı, ancak bir şey alınmadığı, yoldan geçen şahısların iki erkeğin araçtan hırsızlık yaptıklarını ve plakasını verdikleri beyaz renkli, kartal marka otomobil ile kaçtıklarını söylemesi ve polisler tarafından kısa bir süre sonra belirtilen plaka ve özellikteki araçta iki kişinin yakalaması şeklinde gelişen olayda, sanık H.. D..'ın aşamalardaki savunmasında ısrarla atılı suçu işlemediğini, 14.07.2007 tarihli soruşturma aşamasında alınan ifadenin ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ve olay tarihinden önce kimliğini kaybettiğini belirtmesi, dosyada bulunan kayıp eşya müracaat tutanağına göre, sanığın suç tarihinden önce, 20.06.2007 tarihinde Keçiören Polis Karakoluna başvurarak nüfus cüzdanını kaybettiğini bildirdiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, kovuşturma aşamasında sanık H.'den alınan imza örnekleri ile soruşturma aşamasındaki ifade ve tutanaklardaki imzanın aynı olduğu belirtilmiş ise de, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesine eklediği, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2010 tarihli kısa kararı içeren son duruşma tutanağına göre, sanık A. K. karıştığı kasten yaralama olayında, H.. D..'a ait kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 268/1. madde yollaması ile aynı Kanunun 267/1. maddesi ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, anılan dosya getirtilip incelenerek, ismi geçen A. K. gerektiğinde tanık olarak dinlenip, bu şahıs ile sanıklar D.. Ç.. ve H.. D.. yüzleştirilerek ve olaydan sonra sanıkların ifadelerini alan polis memurları İ. Y. ve İ. Ü. dinlenerek sonucuna göre sabıka kaydı bulunmayan ve üniversite öğrencisi olan sanık H.. D..'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Hüküm tarihinden sonra sanıkların vekilliğini üstlenen Avukat O. B.'nin, her iki sanık açısından süre tutum talebinde bulunduğu, sanıklar müdafiine gerekçeli kararın tebliğ edildiği ve sanıklar müdafiinin sadece sanık H.. D.. açısından gerekçeli temyiz dilekçesi verdiği, bu dilekçede de sanık H. lehine, diğer sanık D. aleyhine beyanda bulunduğu anlaşılmakla, Avukat O. B.'nin sanık D.. Ç..'in vekilliğini üstlenemeyeceğinin gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ: Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 28/07/2009
NUMARASI: 2007/677 (E) ve 2009/813 (K)
SUÇ: Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türü itibariyle 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince sanıklar müdafii’nin duruşma isteminin reddi ile dosya üzerinde yapılan incelemede;
Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2006 tarih 423-222 sayılı ilamı ile verilen ve 25.04.2006 tarihinde kesinleşen 1 yıl 7 ay 6 gün hapis cezası nedeniyle sanık D.. Ç.. hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Şikayetçinin, kamyonetin arka tarafını açarak bir markete eşya taşıdığı sırada, aracın açık olan ön kapısından şikayetçiye ait montun cebi, fatura kasasının içi ve evrak çantasının karıştırıldığı, ancak bir şey alınmadığı, yoldan geçen şahısların iki erkeğin araçtan hırsızlık yaptıklarını ve plakasını verdikleri beyaz renkli, kartal marka otomobil ile kaçtıklarını söylemesi ve polisler tarafından kısa bir süre sonra belirtilen plaka ve özellikteki araçta iki kişinin yakalaması şeklinde gelişen olayda, sanık H.. D..'ın aşamalardaki savunmasında ısrarla atılı suçu işlemediğini, 14.07.2007 tarihli soruşturma aşamasında alınan ifadenin ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ve olay tarihinden önce kimliğini kaybettiğini belirtmesi, dosyada bulunan kayıp eşya müracaat tutanağına göre, sanığın suç tarihinden önce, 20.06.2007 tarihinde Keçiören Polis Karakoluna başvurarak nüfus cüzdanını kaybettiğini bildirdiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, kovuşturma aşamasında sanık H.'den alınan imza örnekleri ile soruşturma aşamasındaki ifade ve tutanaklardaki imzanın aynı olduğu belirtilmiş ise de, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesine eklediği, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2010 tarihli kısa kararı içeren son duruşma tutanağına göre, sanık A. K. karıştığı kasten yaralama olayında, H.. D..'a ait kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 268/1. madde yollaması ile aynı Kanunun 267/1. maddesi ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, anılan dosya getirtilip incelenerek, ismi geçen A. K. gerektiğinde tanık olarak dinlenip, bu şahıs ile sanıklar D.. Ç.. ve H.. D.. yüzleştirilerek ve olaydan sonra sanıkların ifadelerini alan polis memurları İ. Y. ve İ. Ü. dinlenerek sonucuna göre sabıka kaydı bulunmayan ve üniversite öğrencisi olan sanık H.. D..'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Hüküm tarihinden sonra sanıkların vekilliğini üstlenen Avukat O. B.'nin, her iki sanık açısından süre tutum talebinde bulunduğu, sanıklar müdafiine gerekçeli kararın tebliğ edildiği ve sanıklar müdafiinin sadece sanık H.. D.. açısından gerekçeli temyiz dilekçesi verdiği, bu dilekçede de sanık H. lehine, diğer sanık D. aleyhine beyanda bulunduğu anlaşılmakla, Avukat O. B.'nin sanık D.. Ç..'in vekilliğini üstlenemeyeceğinin gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.