Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2010/39191 K.2012/46860
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın tehdit ve kişilerin huzur‑sükununu bozma suçlarından mahkumiyetine ilişkin temyiz talepleri. Mahkeme, temyizlerin hukuki gerekçelerle reddedilmesi ve sanığın mahkumiyet kararının bozulmasına karar verdi.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tehdit, Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanığın tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Tehdit suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II-Sanığın kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanık kovuşturma aşamasındaki ifadelerinde ve yazılı olarak sunduğu savunmasında, suçta kullanılan ve kendi adına kayıtlı cep telefonu hattının Ordu İlinde oturan eşi tarafından kullanılması nedeniyle katılanın telefonla rahatsız edilmesinden haberi olmadığını savunması karşısında; savunma doğrultusunda araştırma yapılarak, sanığın eşinin de bilgisine başvurularak, suçta kullanılan cep telefonu hattının suç tarihinde kimin tarafından kullanıldığı tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda katılanın tazminat istemi bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan maddi bir zararının da belirlenemediği ve sanığın sabıkasına esas ilamın silinme şartlarının gerçekleştiği de gözetilerek; 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda oluşacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; “...müdahilin zararının giderilmemesi...” şeklinde, yasal olmayan, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Tehdit, Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanığın tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Tehdit suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II-Sanığın kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanık kovuşturma aşamasındaki ifadelerinde ve yazılı olarak sunduğu savunmasında, suçta kullanılan ve kendi adına kayıtlı cep telefonu hattının Ordu İlinde oturan eşi tarafından kullanılması nedeniyle katılanın telefonla rahatsız edilmesinden haberi olmadığını savunması karşısında; savunma doğrultusunda araştırma yapılarak, sanığın eşinin de bilgisine başvurularak, suçta kullanılan cep telefonu hattının suç tarihinde kimin tarafından kullanıldığı tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda katılanın tazminat istemi bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan maddi bir zararının da belirlenemediği ve sanığın sabıkasına esas ilamın silinme şartlarının gerçekleştiği de gözetilerek; 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda oluşacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; “...müdahilin zararının giderilmemesi...” şeklinde, yasal olmayan, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.