Yargıtay19. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2017/4296 K.2017/9976
Özet: Uyuşmazlık, sanığın orman kadastrosunda yer alan topraklarının kendi tapulu arazisi olarak tanımlanıp tanımlanmadığı, parselin varlığı ve ilgili tapu kaydının görülmesiyle ilgiliydi; mahkeme, bu belgelere dayanarak sanığın kestiği ağaç için yanlızca hukukî sorumluluğu ve kanun 231/11 madde çerçevesinde hapis yerine adli para cezası kararının bağışlanmaya geçmesini inceler. Karar, sanığın mahkumiyetini bozmakta ve infazı kapsamayan adli para cezası uygulanmasını, orman emvalinin müsaderesini ve ilgili hukuki önlemlerin üstüne tek cümleyle karar vermekteydi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu yerde orman kadastrosu bulunmayıp bu yerin genel kadastro çalışmaları sırasında 148 nolu kadastro parseli içinde kaldığının belirtilmesi, sanığın sorgusunda kestiği ağacın kendi tapulu arazisinde kaldığını beyan etmesi karşısında ilgili yere ait tapu kaydı dosyaya celp edilerek dava konusu yerin hangi vasıfla kimin adına kayıtlı olduğunun tespitinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1) 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten ve bu karar kesinleştikten sonra, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi durumunda, önceden verilen açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, verilen hapis cezasının TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi,
2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının infazı kabil kesinleşmiş mahkumiyet kararı niteliğinde olmadığı dikkate alınarak suça konu orman emvallerinin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu yerde orman kadastrosu bulunmayıp bu yerin genel kadastro çalışmaları sırasında 148 nolu kadastro parseli içinde kaldığının belirtilmesi, sanığın sorgusunda kestiği ağacın kendi tapulu arazisinde kaldığını beyan etmesi karşısında ilgili yere ait tapu kaydı dosyaya celp edilerek dava konusu yerin hangi vasıfla kimin adına kayıtlı olduğunun tespitinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1) 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten ve bu karar kesinleştikten sonra, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi durumunda, önceden verilen açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, verilen hapis cezasının TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi,
2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının infazı kabil kesinleşmiş mahkumiyet kararı niteliğinde olmadığı dikkate alınarak suça konu orman emvallerinin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.