Yargıtay 16. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2017/3302 K.2018/69
Özet: (1) Uyuşmazlık, 1 Kasım 2016’da 15 km hücreli ceketiyle kimliği tespit edilen tehlikeli bir şahsın (B), bir dernek kurma girişimi sırasında yapılan iletişimin “böner” insiyatiyle hissedilerek düzeni daraltan devlet kurucusu Teşvik ÖG’ nın 1‑kademe şüpheli suça maruz kalmasıdır. (2) Mahkeme, TCK’nun 314/2, 62, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı hükümlere göre, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyet kararına dair istinaf başvurusunu esastan reddederek, yaptırımı iptaliyle kabul edildiğini, tutuklulukta geçirilen süreyi göz önünde bulunduracak şekilde tahliye talebini de reddetmiştir.
Mahkemesi: Ceza Dairesi Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm: TCK'nın 314/2, 62, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına dair istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi,
gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; İddianamede yer verilen ve dosya içerisinde bulunan, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6/1-c maddesi uyarınca incelenemeyecek dilekçe niteliğinde olan isimsiz ve imzasız ihbar mektubu ile buna istinaden düzenlenen 20.09.2016 tarihli araştırma tutanağı, hükme esas alınmaması karşısında sonuca etkili görülmemiş; sanığın, bylock programının IP adreslerine girip girmediğinin araştırılması, mevcut diğer deliller nazara alındığında gerekli görülmemiş; silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "01.09.2016 ve öncesi" olarak yazılmaması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 22.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi,
gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; İddianamede yer verilen ve dosya içerisinde bulunan, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6/1-c maddesi uyarınca incelenemeyecek dilekçe niteliğinde olan isimsiz ve imzasız ihbar mektubu ile buna istinaden düzenlenen 20.09.2016 tarihli araştırma tutanağı, hükme esas alınmaması karşısında sonuca etkili görülmemiş; sanığın, bylock programının IP adreslerine girip girmediğinin araştırılması, mevcut diğer deliller nazara alındığında gerekli görülmemiş; silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "01.09.2016 ve öncesi" olarak yazılmaması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 22.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.