Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2016/2830 K.2017/20865
Özet: Uyuşmazlık, mahkumun kredi kartı üzerinden esvarılı varlıkları iade etmediği yönündeki nitelikli dolandırıcılık ve banka/kredi kartı kötüye kullanımı suçlamasıdır. Mahkeme, 5237 sayılı TCK ve ilgili kanun çerçevesinde mahkumiyet kararı vererek yargıtay kararını bozmuş ve rekararı tasdik etmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f, 43/1, 62/1, 53, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan hükümlü hakkında talep edilen uyarlama yargılaması sonucunda verilen hüküm, hükümlü tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlünün katılana ait kredi kartını yerde bulduğu, önce bu kartla şekerleme alarak kartın kapanmadığını tespit etmesi üzerine, petrol istasyonunda çalışan arkadaşı diğer sanık ... 'nın yanına gittiği, birlikte benzin satın alınmış gibi göstererek farklı tarihlerde iki kez nakit para çekerek aralarında paylaşmaktan ibaret eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 504/3. maddesinde öngörülen "nitelikli dolandırıcılık" ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın ise 245/1. maddesinde düzenlenen "banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçunu oluşturduğu, 5252 sayılı Kanun hükümleri gereğince lehe yasanın belirlenmesinde karşılaştırmanın anılan kanunların belirtilen bu ve ilgili diğer hükümleri uygulanarak yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi ile karşılaştırma yapılması suretiyle hüküm kurulması,
Kabule göre;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006/10-11 esas. 2006/12 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esasen sadece hükmün kesinleşmesinden önceki yargılama giderlerinden sorumlu bulunan ve CMK'nın 325/3 maddesinde öngörülen “hakkaniyet” ölçütünün bir gereği olarak, sınırlı ve zorunlu bir yargılama faaliyeti olan mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinin yargılamaya neden olmayan hükümlüye yüklenemeyeceği, ancak yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki yargılama giderlerinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesine istinaden halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f, 43/1, 62/1, 53, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan hükümlü hakkında talep edilen uyarlama yargılaması sonucunda verilen hüküm, hükümlü tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlünün katılana ait kredi kartını yerde bulduğu, önce bu kartla şekerleme alarak kartın kapanmadığını tespit etmesi üzerine, petrol istasyonunda çalışan arkadaşı diğer sanık ... 'nın yanına gittiği, birlikte benzin satın alınmış gibi göstererek farklı tarihlerde iki kez nakit para çekerek aralarında paylaşmaktan ibaret eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 504/3. maddesinde öngörülen "nitelikli dolandırıcılık" ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın ise 245/1. maddesinde düzenlenen "banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçunu oluşturduğu, 5252 sayılı Kanun hükümleri gereğince lehe yasanın belirlenmesinde karşılaştırmanın anılan kanunların belirtilen bu ve ilgili diğer hükümleri uygulanarak yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi ile karşılaştırma yapılması suretiyle hüküm kurulması,
Kabule göre;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006/10-11 esas. 2006/12 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esasen sadece hükmün kesinleşmesinden önceki yargılama giderlerinden sorumlu bulunan ve CMK'nın 325/3 maddesinde öngörülen “hakkaniyet” ölçütünün bir gereği olarak, sınırlı ve zorunlu bir yargılama faaliyeti olan mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinin yargılamaya neden olmayan hükümlüye yüklenemeyeceği, ancak yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki yargılama giderlerinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesine istinaden halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.