Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/3825 K.2012/40574
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu, nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz itirazları ve avukatlık ücretinin doğru uygulanmaması; (2) Mahkeme, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince temyizlerin reddine karar vererek, hatalı avukatlık ücretini düzelterek hükmü bozup yeniden duruşma yapılmadan düzeltme yapmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar ... ve ...'nun adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1) Nitelikli dolandırıcılık suçundan haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar ... ve ... müdafiileri ile, sanıklar ... ve ... müdafilerinin aynı suçtan beraat eden sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar ... ve ... müdafileri aynı suçtan beraat eden diğer sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerini temyiz etmiş olsa da, suçtan zarar görmeyen sanıkların müdafilerinin diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK.nun 317. maddesi uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
b) 1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına, "Beraat eden sanıkların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 2.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine" fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
a) Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların birlikte hareket ederek, sanık ...'in kendisini doktor, Mesut'un da eski milletvekili/müşavir olarak tanıtıp, katılanları kamu kurumlarında işe yerleştirecekleri vaadi ile aldatıp katılanlardan para aldıklarının anlaşılması, sanıklar müdafiinin aşamalardaki dilekçelerinde sanık ...'nin katılanlar ile bir cenaze ortamında topluca görüşüp ... bulma hususunda yardımcı olabileceğini söylediğini, paraların beraat eden sanık ... tarafından bilahare sanık ...'ye gönderildiğini, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanmasının gerektiğini belirtmesi, katılanların beyanlarında bu hususa ilişkin açıklık bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; sanığın mağdurlardan hangileri ile müstakilen, hangileri ile topluca görüşüp paraları aldığı kesin surette saptanıp, aynı yer ve zamanda topluca para alınanlara karşı işlenen dolandırıcılık suçu yönünden tek ceza tayin olunup, kendi içinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, ayrı yer ve zamanda gerçekleşen dolandırıcılık suçu/suçları yönünden ise, mağdur sayısınca suç oluşacağı gözetilmeden eksik soruşturma ile yazılı şekilde mağdur sayısınca suç oluştuğunun kabulüyle ayrı ceza tayini,
Kabule göre de;
b) Sanıkların, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile birlikte katılanların işe yerleştirileceklerini vaad ettikleri kurumlara gitmeleri, katılanların dışarıda beklemeleri, sanıkların içeriye girerek kurum görevlileri ile içeriği bilinemeyen görüşme yapmaları, bu şekilde kamu görevlileriyle ilişkilerinin olduğu, onlar nezdinde hatırlarının sayıldığı izlenimini yaratmaları biçimindeki eylemlerinin, katılanlardan para aldıktan daha sonra ve katılanların sanığın eşinin akrabaları olmaları nedeniyle katılanları oyalama amaçlı olarak gerçekleştirilmesi karşısında ve sanığın kendisini doktor olarak tanıtarak kendisi ile ilgili yanıltıcı bilgi vermesinde de kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği cihetle, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 157/1 maddesi kapsamında bulunduğu gözetilmeksizin, 5237 sayılı TCK.nun 158/1-d maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
c) Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar ... ve ...'nun adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1) Nitelikli dolandırıcılık suçundan haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar ... ve ... müdafiileri ile, sanıklar ... ve ... müdafilerinin aynı suçtan beraat eden sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar ... ve ... müdafileri aynı suçtan beraat eden diğer sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerini temyiz etmiş olsa da, suçtan zarar görmeyen sanıkların müdafilerinin diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK.nun 317. maddesi uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
b) 1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına, "Beraat eden sanıkların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 2.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine" fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
a) Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların birlikte hareket ederek, sanık ...'in kendisini doktor, Mesut'un da eski milletvekili/müşavir olarak tanıtıp, katılanları kamu kurumlarında işe yerleştirecekleri vaadi ile aldatıp katılanlardan para aldıklarının anlaşılması, sanıklar müdafiinin aşamalardaki dilekçelerinde sanık ...'nin katılanlar ile bir cenaze ortamında topluca görüşüp ... bulma hususunda yardımcı olabileceğini söylediğini, paraların beraat eden sanık ... tarafından bilahare sanık ...'ye gönderildiğini, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanmasının gerektiğini belirtmesi, katılanların beyanlarında bu hususa ilişkin açıklık bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; sanığın mağdurlardan hangileri ile müstakilen, hangileri ile topluca görüşüp paraları aldığı kesin surette saptanıp, aynı yer ve zamanda topluca para alınanlara karşı işlenen dolandırıcılık suçu yönünden tek ceza tayin olunup, kendi içinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, ayrı yer ve zamanda gerçekleşen dolandırıcılık suçu/suçları yönünden ise, mağdur sayısınca suç oluşacağı gözetilmeden eksik soruşturma ile yazılı şekilde mağdur sayısınca suç oluştuğunun kabulüyle ayrı ceza tayini,
Kabule göre de;
b) Sanıkların, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile birlikte katılanların işe yerleştirileceklerini vaad ettikleri kurumlara gitmeleri, katılanların dışarıda beklemeleri, sanıkların içeriye girerek kurum görevlileri ile içeriği bilinemeyen görüşme yapmaları, bu şekilde kamu görevlileriyle ilişkilerinin olduğu, onlar nezdinde hatırlarının sayıldığı izlenimini yaratmaları biçimindeki eylemlerinin, katılanlardan para aldıktan daha sonra ve katılanların sanığın eşinin akrabaları olmaları nedeniyle katılanları oyalama amaçlı olarak gerçekleştirilmesi karşısında ve sanığın kendisini doktor olarak tanıtarak kendisi ile ilgili yanıltıcı bilgi vermesinde de kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği cihetle, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 157/1 maddesi kapsamında bulunduğu gözetilmeksizin, 5237 sayılı TCK.nun 158/1-d maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
c) Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.