Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/1888 K.2012/34892
Özet: (1) Sanığın emniyeti suistimal ve güveni kötüye kullanmak suçlarından dolayı 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleriyle hapis ve para cezası ile infaz rejimi kararına itiraz edilmesi; (2) Mahkeme, kanun yararına bozma talebini reddederek Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/01/2010 tarihli kararıyla verilen hapis ve para cezalarının, infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasını onayladı.
Emniyeti suistimal ve güveni kötüye kullanmak suçlarınndan sanık ...'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 510, 522, 81/3, 59/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2, 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay 21 gün hapis, 10 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adlî para cezalan ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adlî para cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra en az 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/01/2010 tarihli ve 2004/82 esas, 2010/20 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/10/2011 gün ve 2011/13140/53852 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/01/2012 gün ve 2011/374216 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19/03/2008 tarihli ve 2008/2761-5122 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1-l.bend ile 305/son maddelerine göre ikimilyar liraya kadar olan para cezalarının kesin olması ve tekerrüre esas alınamayacak olmaları karşısında, sanığın sabıkasına esas önceki para cezasının da 273.780.000 Türk lirası olduğu nazara alındığında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 510 ve 522. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 6 ay hapis cezasının tekerrür hükümlerine göre artırılamayacağının gözetilmemesinde,
2- Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/03/2007 tarihli ve 2006/10559 esas, 2007/4396 sayılı ilâmında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun'un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlü ... hakkında müşteki Ahmet Candoğan’ın temsilcisi olduğu İltez Nakliyat şirketine yönelik hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan dolayı 765 sayılı TCK.nun 510 ve 522. maddeleri uyarınca bir kez cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonunda; mahkemece hem 765 sayılı Yasanın 510, 522, 81/1-3 ve 59/2. maddeleri hem de 5237 sayılı TCK.nun 155/2, 62, 52, 53 ve 58. maddeleri ayrı ayrı karşılaştırılmak suretiyle lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı yasa hükümleri doğrultusunda hüküm kurulduğu hususunun anılan hükmün “c” bendinde belirtildiği bu nedenle 765 sayılı uyarınca kurulmuş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından yerinde görülmeyen (1) numaralı kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE,
Yargıtay CGK.nun 24.03.2009 tarihli 2-270-68 sayılı kararında belirtildiği üzere; tekerrür 765 sayılı TCK'da cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak düzenlenmiş olup, tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde, 5237 sayılı TCK. lehe kabul edilerek yapılan uygulamalarda, bu kanunun aleyhe olan ve infazı ilgilendiren 58. maddesinin uygulama imkanının bulunmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamenin “2” numaralı bendindeki düşünce değişik gerekçeyle ve sonucu itibariyle yerinde görüldüğünden; Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2010 gün ve 2004/82 esas 2010/20 sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma uygulamaya yönelik olduğundan aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince; 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılmasına, diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19/03/2008 tarihli ve 2008/2761-5122 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1-l.bend ile 305/son maddelerine göre ikimilyar liraya kadar olan para cezalarının kesin olması ve tekerrüre esas alınamayacak olmaları karşısında, sanığın sabıkasına esas önceki para cezasının da 273.780.000 Türk lirası olduğu nazara alındığında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 510 ve 522. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 6 ay hapis cezasının tekerrür hükümlerine göre artırılamayacağının gözetilmemesinde,
2- Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/03/2007 tarihli ve 2006/10559 esas, 2007/4396 sayılı ilâmında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun'un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlü ... hakkında müşteki Ahmet Candoğan’ın temsilcisi olduğu İltez Nakliyat şirketine yönelik hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan dolayı 765 sayılı TCK.nun 510 ve 522. maddeleri uyarınca bir kez cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonunda; mahkemece hem 765 sayılı Yasanın 510, 522, 81/1-3 ve 59/2. maddeleri hem de 5237 sayılı TCK.nun 155/2, 62, 52, 53 ve 58. maddeleri ayrı ayrı karşılaştırılmak suretiyle lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı yasa hükümleri doğrultusunda hüküm kurulduğu hususunun anılan hükmün “c” bendinde belirtildiği bu nedenle 765 sayılı uyarınca kurulmuş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından yerinde görülmeyen (1) numaralı kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE,
Yargıtay CGK.nun 24.03.2009 tarihli 2-270-68 sayılı kararında belirtildiği üzere; tekerrür 765 sayılı TCK'da cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak düzenlenmiş olup, tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde, 5237 sayılı TCK. lehe kabul edilerek yapılan uygulamalarda, bu kanunun aleyhe olan ve infazı ilgilendiren 58. maddesinin uygulama imkanının bulunmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamenin “2” numaralı bendindeki düşünce değişik gerekçeyle ve sonucu itibariyle yerinde görüldüğünden; Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2010 gün ve 2004/82 esas 2010/20 sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma uygulamaya yönelik olduğundan aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince; 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılmasına, diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.