‹ Ana sayfa
Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/10554 K.2014/4511

Esas No: 2012/10554 · Karar No: 2014/4511 · Karar Tarihi: 11.03.2014
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın dolandırıcılık suçundan mahkum edilmesinin ardından, 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasının hukuka aykırı olup olmadığı ve temyiz itirazlarının geçerliliği konusundadır. (2) Mahkeme, dolandırıcılık suçunun oluştuğunu kabul ederek sanığı mahkum etti; ancak 53/1 maddesi uyarınca haklardan yoksun bırakma kararı 5320 sayılı Kanun ve CMUK hükümleri gereği bozuldu ve yeniden duruşma yapılmadan karar düzeltilmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Daha önce adli mercilerce usule uygun olarak herhangi bir tebligat yapılmayan adrese, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın geçersiz, temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek, temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 25.05.2010 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Sanığın şikayetçi ...'a ait... plakalı aracı satın almak istediğini söylediği, aralarında sözleşme yapıldığı, sözleşmeye göre 15.04.2008 tarihinde para ödendikten sonra aracın devredileceğinin kararlaştırdığı, sanığın sözleşme yapıldıktan sonra arabayı sanayiye göstereyim diyerek şikayetçiyi kandırıp aracını teslim aldığı, teslim aldığı aracı şikayetçiye iade etmeyen sanığın iki hafta kadar bu aracı kullandıktan sonra şikayetçi ...'e giderek kendisinde bir araç olduğunu ve bunu satmak istediğini söylediği, fiyatla anlaşmaları üzerine sanığın şikayetçi ...'ten 2.500 TL avans alarak şikayetçi ...'a ait aracı teslim ettiği, aracın devir işlemleri gecikince şüphelenen ...'in dolandırıldığını anladığı ve aracın gerçek sahibi şikayetçi...'ı bularak aracı iade ettiği olayda, dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde iki suç için de mahkemece adli para cezalarından gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesine aykırı davranılması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde belirtilen belirli haklardan yoksun bırakma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden her iki suç için TCK'nın 53/1 maddesinin a, b, c, d bentlerindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulandığı bendin, “Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b, c, d, e bentlerinde belirtilen haklarından, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1- c bendindeki haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” olarak değiştirilmesine, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün” ve “2400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?