Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/21632 K.2013/6003
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükümün incelenmesinde,
5271 Sayılı CMK'nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 Sayılı CMK' nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanıkların haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile itirazın Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2008 tarih ve 2008/362 değişik iş sayılı kararı ile değerlendirilerek reddedildiği de gözetilerek, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların babaları adına kayıtlı bulunan tapu belgeleri üzerinde oynama yapmak suretiyle tapu intikali yapılmış gibi kendi adlarına gerçek dışı tapu belgesi düzenledikleri, düzenledikleri bu belge ile Doğrudan Gelir Desteği başvurusunda
bulundukları ve haksız Doğrudan Gelir Desteği ödemesinden yararlandıkları iddia olunan olayda; çiftçiyi desteklemek amacıyla Bakanlar Kurulu kararı ile oluşturulan Doğrudan Gelir Desteğinden faydalanabilmek amacıyla mutlaka arazi sahibi olmak gerekmeyip, arazi üzerinde o yıl içinde sanık tarafından tarımsal faaliyette bulunulduğunun belirlenmesinin yeterli olması, sanıkların da suça konu sayılı taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyette bulundukları tespit edildiği gerekçesiyle dolandırıcılık suçunun oluşmadığına dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanıklar ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 gün, 50/105, 01.06.1999 gün, 137/146, 10.10.2000 gün, 175/193, 23.10.2001 gün, 226/227 ve 30.05.2006 gün 173/145 sayılı kararlarında ve benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesi o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2007 gün ve 2007/1838 esas sayılı iddianamesi ile, sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle kamu davasının açıldığı ve iddianamede tavsifi yapılan bu suçla bağlı kalınarak yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği, sevk ve tavsife göre, ''özel belgede sahtecilik” suçundan açılmış dava bulunmadığı, ayrıca her iki suçun da birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan ''özel belgede sahtecilik” suçundan ek savunma hakkı tanınıp, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,02.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükümün incelenmesinde,
5271 Sayılı CMK'nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 Sayılı CMK' nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanıkların haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile itirazın Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2008 tarih ve 2008/362 değişik iş sayılı kararı ile değerlendirilerek reddedildiği de gözetilerek, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların babaları adına kayıtlı bulunan tapu belgeleri üzerinde oynama yapmak suretiyle tapu intikali yapılmış gibi kendi adlarına gerçek dışı tapu belgesi düzenledikleri, düzenledikleri bu belge ile Doğrudan Gelir Desteği başvurusunda
bulundukları ve haksız Doğrudan Gelir Desteği ödemesinden yararlandıkları iddia olunan olayda; çiftçiyi desteklemek amacıyla Bakanlar Kurulu kararı ile oluşturulan Doğrudan Gelir Desteğinden faydalanabilmek amacıyla mutlaka arazi sahibi olmak gerekmeyip, arazi üzerinde o yıl içinde sanık tarafından tarımsal faaliyette bulunulduğunun belirlenmesinin yeterli olması, sanıkların da suça konu sayılı taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyette bulundukları tespit edildiği gerekçesiyle dolandırıcılık suçunun oluşmadığına dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanıklar ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 gün, 50/105, 01.06.1999 gün, 137/146, 10.10.2000 gün, 175/193, 23.10.2001 gün, 226/227 ve 30.05.2006 gün 173/145 sayılı kararlarında ve benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesi o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2007 gün ve 2007/1838 esas sayılı iddianamesi ile, sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle kamu davasının açıldığı ve iddianamede tavsifi yapılan bu suçla bağlı kalınarak yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği, sevk ve tavsife göre, ''özel belgede sahtecilik” suçundan açılmış dava bulunmadığı, ayrıca her iki suçun da birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan ''özel belgede sahtecilik” suçundan ek savunma hakkı tanınıp, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,02.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.