Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/15515 K.2012/41248
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan ...’in sanıklardan ... ile birlikte askerlik yaptığı ve asker arkadaşı oldukları, askerlikleri bittikten sonrada sanık ...’in katılan ile zaman zaman telefonla görüştüğü, sanık ...’ın da sanık ...’ın amcasının oğlu olduğu, olay tarihinden 15 gün önce sanık ...’in sanık ... ile yaptığı plan doğrultusunda, asker Arkadaşı olmanın verdiği güvenden yararlanarak katılana altın bulduğunu ve satmak için gelmesini istediği katılana çuval içinde bulunan altınları gösterdikleri, avucuna da birkaç tane döktükleri ancak sanık ...’in o altınların arasından numune vermeyip sonradan iki adet numune getirdiği, katılana numune olarak verdikleri altının gerçek olduğu, katılanın bunu İstanbul’da bir kuyumcuya göstererek gerçek olduğunu anladıktan sonra yanına 18000 euro alarak kardeşi ve kuyumcu arkadaşıyla Ahlat’a geldiği, Ovakışla köyünün girişinde sanık ...’in katılanı ve diğerlerini karşıladığı daha sonra katılana arkadaşlarıyla birlikte gelmesi halinde sanık ...’ın altını vermeyeceğini söylediği, bu şekilde planladıkları gibi katılanın tek başına gelmesini sağladıkları, sanık ...’ın sanık ... ya ait evin önünde çuval içinde sahte altınları vererek katılandan parayı aldığı ve olay yerinden ayrıldıkları, katılanın aldığı altının sahte olduğunu kuyumcu olan arkadaşı vasıtasıyla anlaması üzerine katılanın sanık ...’i aradığı, sanık ...’in altınların sahte olmadığını ifade ettikten sonra, telefonu alan sanık ...’ın bekle geleceğiz diyerek telefonu kapadığı ve bir daha açmadığı, katılanın olayı bildirmesi üzerine sanık ...’in üzerine atılı suçu ikrar edip paradan payına düşen 8750 euro’yu sahibine verilmesi için jandarmaya teslim ettiği, geri kalan parayı diğer sanıklar Nevzat ve Zekeriya’nın paylaştığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "53.maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar ... ve ... Hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık ... hakkında, kısmen geri verme nedeniyle katılanın rızası bulunmadığı halde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesinde sayıldığı;sanık ... hakkında verilen hapis cezasının TCK.nun 50.maddesi uyarınca seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmaması için yasal bir gerekçe olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
b-Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 7/2.maddesi gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş,sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Dolandırıcılık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan ...’in sanıklardan ... ile birlikte askerlik yaptığı ve asker arkadaşı oldukları, askerlikleri bittikten sonrada sanık ...’in katılan ile zaman zaman telefonla görüştüğü, sanık ...’ın da sanık ...’ın amcasının oğlu olduğu, olay tarihinden 15 gün önce sanık ...’in sanık ... ile yaptığı plan doğrultusunda, asker Arkadaşı olmanın verdiği güvenden yararlanarak katılana altın bulduğunu ve satmak için gelmesini istediği katılana çuval içinde bulunan altınları gösterdikleri, avucuna da birkaç tane döktükleri ancak sanık ...’in o altınların arasından numune vermeyip sonradan iki adet numune getirdiği, katılana numune olarak verdikleri altının gerçek olduğu, katılanın bunu İstanbul’da bir kuyumcuya göstererek gerçek olduğunu anladıktan sonra yanına 18000 euro alarak kardeşi ve kuyumcu arkadaşıyla Ahlat’a geldiği, Ovakışla köyünün girişinde sanık ...’in katılanı ve diğerlerini karşıladığı daha sonra katılana arkadaşlarıyla birlikte gelmesi halinde sanık ...’ın altını vermeyeceğini söylediği, bu şekilde planladıkları gibi katılanın tek başına gelmesini sağladıkları, sanık ...’ın sanık ... ya ait evin önünde çuval içinde sahte altınları vererek katılandan parayı aldığı ve olay yerinden ayrıldıkları, katılanın aldığı altının sahte olduğunu kuyumcu olan arkadaşı vasıtasıyla anlaması üzerine katılanın sanık ...’i aradığı, sanık ...’in altınların sahte olmadığını ifade ettikten sonra, telefonu alan sanık ...’ın bekle geleceğiz diyerek telefonu kapadığı ve bir daha açmadığı, katılanın olayı bildirmesi üzerine sanık ...’in üzerine atılı suçu ikrar edip paradan payına düşen 8750 euro’yu sahibine verilmesi için jandarmaya teslim ettiği, geri kalan parayı diğer sanıklar Nevzat ve Zekeriya’nın paylaştığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "53.maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar ... ve ... Hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık ... hakkında, kısmen geri verme nedeniyle katılanın rızası bulunmadığı halde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesinde sayıldığı;sanık ... hakkında verilen hapis cezasının TCK.nun 50.maddesi uyarınca seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmaması için yasal bir gerekçe olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
b-Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 7/2.maddesi gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş,sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.