Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/15433 K.2012/40484
Özet: 1) Şikayetçi, sanığın Limanı’nda bir şirketin müdürü olduğunu iddia ederek 100 TL alıp ortadan kaybolmasıyla dolandırıcılık suçunu ileri sürdü; 2) Mahkeme, sanığın eyleminin dolandırıcılık unsurlarını taşıdığını kabul etti ancak cezayı orantılılık ilkesi gözetilmeden en üst sınırdan belirlediği ve önceki mahkumiyetin gösterilmemesi nedeniyle hükmün 5320 sayılı Yasa uyarınca bozulmasına karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikayetçiyi kandırmak için ... Limanı'nda bir şirketin müdürü olduğunu, şirkete ait otomobillerin tamir ve bakımı için şikayetçi ile anlaşmak istediklerini söyleyerek sözleşme masrafları için istediği 100 TL parayı alıp, ortadan kaybolduğu olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK'nın 3/1. maddesinde açıklanan "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki "orantılılık ilkesi" gözetilmeyerek sanık hakkındaki temel cezaların en üst sınırdan belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
2-TCK'nın 58. maddesi uygulanırken tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetin karar yerinde gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK 'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2012 günü oybirliği ile karar verildi.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikayetçiyi kandırmak için ... Limanı'nda bir şirketin müdürü olduğunu, şirkete ait otomobillerin tamir ve bakımı için şikayetçi ile anlaşmak istediklerini söyleyerek sözleşme masrafları için istediği 100 TL parayı alıp, ortadan kaybolduğu olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK'nın 3/1. maddesinde açıklanan "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki "orantılılık ilkesi" gözetilmeyerek sanık hakkındaki temel cezaların en üst sınırdan belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
2-TCK'nın 58. maddesi uygulanırken tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetin karar yerinde gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK 'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2012 günü oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.