Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/14077 K.2012/38437
Özet: (1) Sanık, annesini aramak bahanesiyle geçici olarak kendisine rızayla verilen cep telefonunu iade etmeden satmış ve bu eylemi “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturmuştur; (2) Mahkeme, temyiz itirazlarını reddederek mahkumiyet kararını onaylamış ve hükmün açıklanmasını geri bırakamamıştır.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Asker olan sanığın raporlu olduğu sırada yapılan tebligatın geçersiz olması nedeniyle, sanığa birlik komutanı tarafından yapılan 12.12.2007 tarihli tebligat geçerli olduğundan, sanığın 13.12.2007 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, 21.02.2007 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Güveni kötüye kullanma suçunda ise; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Sanığın katılandan cep telefonunu hasta olan annesini aramak bahanesi ile geçici olarak kullanmak ve iade etmek amacıyla onun rızası dahilinde aldığı, ancak sonrasında ona iade etmeyerek sattığının anlaşılması karşısında, cep telefonunun zilyetliğinin, geçici bir süreliğine katılan tarafından sanığa devredilmiş olması nedeniyle, eyleminin güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmeyerek, hırsızlık suçunun oluşacağı yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Asker olan sanığın raporlu olduğu sırada yapılan tebligatın geçersiz olması nedeniyle, sanığa birlik komutanı tarafından yapılan 12.12.2007 tarihli tebligat geçerli olduğundan, sanığın 13.12.2007 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, 21.02.2007 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Güveni kötüye kullanma suçunda ise; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Sanığın katılandan cep telefonunu hasta olan annesini aramak bahanesi ile geçici olarak kullanmak ve iade etmek amacıyla onun rızası dahilinde aldığı, ancak sonrasında ona iade etmeyerek sattığının anlaşılması karşısında, cep telefonunun zilyetliğinin, geçici bir süreliğine katılan tarafından sanığa devredilmiş olması nedeniyle, eyleminin güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmeyerek, hırsızlık suçunun oluşacağı yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.