Yargıtay14. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2012/8534 K.2013/9038
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu, reşit mağduru zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanığın hapis cezası ve hak yoksunluğu uygulamasının hukuki uygunluğudur. (2) Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nin ilgili maddelerini yanlış yorumlayarak hapis cezasını tek bir üç yıl olarak belirlemiş ve hak yoksunluğunu eksik şekilde uygulamış; bu nedenle karar 5320 sayılı Kanun uyarınca bozulmuş ve yeniden görülmeye karar verilmiştir.
KARAR
Reşit mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanık ...'nin yapılan yargılaması sonunda; eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkûmiyetine dair Gebze Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.05.2006 gün ve 2004/388 Esas, 2006/189 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında reşit mağdureyi kaçırıp alıkoyma suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz bulunmadığından, kesinleşen bu hüküm yönünden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmekte olup, mahkemenin ceza belirlemesinde alt sınırdan uygulama yapması karşısında sanığın eylemine karşılık gelen 5237 sayılı TCK.nın 109/2, 109/5 ve 62. maddelerinin takbiki halinde bulunacak hapis cezası miktarı 765 sayılı TCK.nın 429/1 ve 59/2. maddelerinin tatbiki suretiyle bulunacak hapis cezası miktarı ile aynı ise de hapis cezasının yanında 53. maddesinde hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak hak yoksunluğu da bulunduğundan 5237 sayılı TCK.nın sanık aleyhine olduğunun gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Kararda 5237 sayılı TCK.nın 109/2 ve 109/5. maddeleri uyarınca sırası ile ayrı ayrı uygulama yapılarak cezanın belirlenmesi gerekirken, “109/1, 2 ve 5. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hüküm kurulması,
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre, 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
-2-
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Reşit mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanık ...'nin yapılan yargılaması sonunda; eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkûmiyetine dair Gebze Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.05.2006 gün ve 2004/388 Esas, 2006/189 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında reşit mağdureyi kaçırıp alıkoyma suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz bulunmadığından, kesinleşen bu hüküm yönünden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmekte olup, mahkemenin ceza belirlemesinde alt sınırdan uygulama yapması karşısında sanığın eylemine karşılık gelen 5237 sayılı TCK.nın 109/2, 109/5 ve 62. maddelerinin takbiki halinde bulunacak hapis cezası miktarı 765 sayılı TCK.nın 429/1 ve 59/2. maddelerinin tatbiki suretiyle bulunacak hapis cezası miktarı ile aynı ise de hapis cezasının yanında 53. maddesinde hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak hak yoksunluğu da bulunduğundan 5237 sayılı TCK.nın sanık aleyhine olduğunun gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Kararda 5237 sayılı TCK.nın 109/2 ve 109/5. maddeleri uyarınca sırası ile ayrı ayrı uygulama yapılarak cezanın belirlenmesi gerekirken, “109/1, 2 ve 5. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hüküm kurulması,
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre, 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
-2-
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.