Yargıtay14. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/2336 K.2012/5710
Özet: Uyuşmazlık, sanığın zorla kaçırıp alıkoyma ve ird‑ve-namusa tasaddide bulunma suçlarından beraat veya mahkumiyet kararlarının zamanaşımı nedeniyle geçerliliğiyle ilgilidir; Mahkeme, bu suçların zamanaşımına uğradığını belirterek ilgili kararları bozmuş ve davayı zamanaşımı sebebiyle düşürmüştür.
Irz ve namusa tasaddide bulunma ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık ...'nın yapılan yargılaması sonunda; zorla kaçırıp alıkoyma suçundan beraatine, sarkıntılık suçundan mahkûmiyetine dair Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.03.2006 gün ve 2005/118 Esas, 2006/33 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında verilen 15.10.2002 gün ve 2002/79 Esas, 2002/277 sayılı mahkûmiyet kararının sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, sanık hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan beraat hükmünün ise temyiz edilmeksizin kesinleştiği gözetilmeden, bozma sonrası duruşma açılarak sanık hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan yeniden kurulan hükmün yok hükmünde olduğu, bu itibarla temyize hak kazandırmayacağından, katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi gereğince reddiyle temyiz incelemesinin sanık müdafii ve katılan vekilinin sanık hakkında sarkıntılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyizlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Mahkemenin kabulüne göre, sanık hakkında sarkıntılık suçundan hüküm kurulmuş ise de; sanığın olay tarihinde 9 yaşında olan mağdureyi kolundan çekerek evine götürüp yatağın bulunduğu odaya alıp mağdurenin uzun etekliğini çıkartmaya çalışarak üzerine abanması şeklinde eyleminin, ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğu ve sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nın 415/2. cümlesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 04.07.2000’den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK. nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanık hakkında verilen 15.10.2002 gün ve 2002/79 Esas, 2002/277 sayılı mahkûmiyet kararının sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, sanık hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan beraat hükmünün ise temyiz edilmeksizin kesinleştiği gözetilmeden, bozma sonrası duruşma açılarak sanık hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan yeniden kurulan hükmün yok hükmünde olduğu, bu itibarla temyize hak kazandırmayacağından, katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi gereğince reddiyle temyiz incelemesinin sanık müdafii ve katılan vekilinin sanık hakkında sarkıntılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyizlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Mahkemenin kabulüne göre, sanık hakkında sarkıntılık suçundan hüküm kurulmuş ise de; sanığın olay tarihinde 9 yaşında olan mağdureyi kolundan çekerek evine götürüp yatağın bulunduğu odaya alıp mağdurenin uzun etekliğini çıkartmaya çalışarak üzerine abanması şeklinde eyleminin, ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğu ve sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nın 415/2. cümlesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 04.07.2000’den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK. nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.