Yargıtay 14. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/16867 K.2011/2387
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkumiyetine ilişkin verilen 16.12.2008 tarihli hükme ve bu hükmün tebliğ sürecinde usulsüzlük nedeniyle kesinleşmemesine dayanıyordu; (2) Mahkeme, tebligat hatasını düzelterek hükmü bozdu ve sanık hakkındaki kamu davasını 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle düşürdü.
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ...'ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 16.12.2008 gün ve 2008/632 Esas, 2008/776 Karar sayılı hükme yönelik sanık müdafiin vaki temyiz isteminin reddine ilişkin aynı Mahkemece verilen 08.04.2009 gün ve 2008/632 Esas, 2008/776 Karar sayılı Ek Kararın Yargıtayca incelenmesi süresi içinde sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinin, ikamet adresleri bilinmesine rağmen, daha önce tebligat yapılmayan iş adresine, doğrudan Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılması usulsüz olduğundan hükmün kesinleşmediği, dolayısıyla hüküm kesinleşmedikçe ya da bu konuda açık bir kanun hükmü olmadıkça mahkemenin davanın esasına ilişkin bir karar vermesine olanak bulunmadığı da gözetildiğinde, ödeme nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına ilişkin 11.09.2009 tarihli, hakim imzası da bulunmayan kararın “yok” hükmünde olduğu, buna göre sanık müdafiin temyiz isteminin reddine ilişkin 08.04.2009 tarihli Ek Karar kaldırılarak, temyiz isteminin 16.12.2008 tarihli hükme yönelik ve öğrenme üzerine süresinde olduğunun kabulüyle gereği düşünüldü:
İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 04.09.2009 gün ve 2007/1274 sayılı yazısından yargılamaya konu çeke ilişkin borcun tamamen ödendiği ve takip dosyasının infaz edilerek kapatıldığı anlaşıldığından, hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davasının 5941 sayılı Çek Kanununun 62. maddesi gereğince DÜŞMESİNE, 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinin, ikamet adresleri bilinmesine rağmen, daha önce tebligat yapılmayan iş adresine, doğrudan Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılması usulsüz olduğundan hükmün kesinleşmediği, dolayısıyla hüküm kesinleşmedikçe ya da bu konuda açık bir kanun hükmü olmadıkça mahkemenin davanın esasına ilişkin bir karar vermesine olanak bulunmadığı da gözetildiğinde, ödeme nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına ilişkin 11.09.2009 tarihli, hakim imzası da bulunmayan kararın “yok” hükmünde olduğu, buna göre sanık müdafiin temyiz isteminin reddine ilişkin 08.04.2009 tarihli Ek Karar kaldırılarak, temyiz isteminin 16.12.2008 tarihli hükme yönelik ve öğrenme üzerine süresinde olduğunun kabulüyle gereği düşünüldü:
İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 04.09.2009 gün ve 2007/1274 sayılı yazısından yargılamaya konu çeke ilişkin borcun tamamen ödendiği ve takip dosyasının infaz edilerek kapatıldığı anlaşıldığından, hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davasının 5941 sayılı Çek Kanununun 62. maddesi gereğince DÜŞMESİNE, 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.