Yargıtay 14. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/1595 K.2012/1955
Özet: Kamu davalarında reşit olan kadın üzerinde zorla kaçırıp şehrevi bir harekette bulunmadan kendiliğinden serbest bırakma suçundan sanıkların 2011/1595 ve 2012/1955 sayılı kararları, 5237/7/2 ve 5320/8/1 kanun hükmüne göre 7 yıl 6 aylık süre içinde zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, Yargıtay 14. Ceza Dairesi 21.02.2012 tarihli oybirliğiyle kararla bu kararları bozdu, suçun zamanaşımına uğraması nedeniyle düşmesi hissiyatını korudu.
Reşit olan kadını zorla kaçırıp şehevi bir harakette bulunmadan kendiliğinden serbest bırakma suçundan sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinden bozma üzerine verilen 29.12.2005 gün ve 2005/277 Esas, 2005/465 Karar sayılı hükümleri süresi içinde Yargıtayca incelemesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklara isnat olunan reşit olan olan kadını zorla kaçırıp şehevi bir hakerette bulunmadan kendiliğinden serbest bırakma suçunun 765 sayılı TCK.nın 429/1. maddesi yollamasıyla 432. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilaveli zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 09.10.2001 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar haklarında açılan kamu davalarının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanıklara isnat olunan reşit olan olan kadını zorla kaçırıp şehevi bir hakerette bulunmadan kendiliğinden serbest bırakma suçunun 765 sayılı TCK.nın 429/1. maddesi yollamasıyla 432. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilaveli zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 09.10.2001 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar haklarında açılan kamu davalarının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.