Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2008/2140 K.2008/7357
Özet: (1) Taraflar arasında Dışkapı Hastanesi’ne tıbbi malzeme satışı ve bu satışın bedelinin ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkan alacak davası; (2) Mahkeme, davalıya karşı verilen taahhütnameye dayanan fiyat belirleme hakkının yeni bir protokol yapılmadan doğmadığını ve davacının talebini reddederek davayı karara bağlamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bakanlığa bağlı Dışkapı Hastanesine tıbbi malzeme sattığını, davalının satış bedelinin 14.803 YTL lık kısmını ödemediğini, ödememe gerekçesi olarakta dava dışı bayii olan ... Medikal Lt. Şirketinin kendisine yaptığı satış nedeniyle bu şirket aleyhine 77.669 USD fiyat farkı oluştuğunu, 3.1.2000 tarihinde verilen taahhütname gereğince borçtan kendisinin de sorumlu tutulduğunun gösterildiğini, anılan taahütnameye göre sorumlu tutulabilmesi için davalı ile aralarında yeni bir sözleşmenin yapılmasının gerektiğini, ayrıca davalı kurumun piyasa araştırması yapmaksızın raiç bedel belirleyip bu şekilde mahsup yapamayacağını, raiç bedel araştırması yapmaksızın fiyat belirlediğini, protokolde taahhüdünün 50.000.000 Tl ile sınırlandırıldığını, mahsup yapamayacağını ileri sürerek 14.803.50 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının bayii bulunan dava dışı Barmed Lt. Şti. nin kurum aleyhine 77.669 USD fiyat farkı oluşturduğunu B.K118 maddesi taahhütname hükümleri doğrultusunda işlem yaptıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında iyileştirici nitelikte tıbbi malzeme alımı konusunda yapılan protokolün, davacı tarafından tek yanlı olarak fesih edildiği, daha sonra davacının davalı kuruma verdiği 13.1.2000 tarihli tarihli taahhütname uyarınca malzeme sattığı, verilen bu taahütnameden sonra malzeme alımı konusunda yeniden protokol yapılmadığı hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, protokol uyarınca davalıya tanınan belirleme hakkının yeni bir protokol yapılmadığı için doğmadığını, doğsa bile davalının piyasa araştırması yapmaksızın tek taraflı olarak fiyat belirleyemeyeceğinden bahisle eldeki davayı açmıştır. Davacı şirket tarafından davalıya verilen 13.1.2000 tarihli taahhütname ile, ’’kurumunuz ile protokol akdedilene kadar firmamız yada bayilerimiz tarafından kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile, ileride yapılacak protokol fiyatları arasında; protokol aktedilmemesi durumunda ise, teklif ettiğimiz ürünlerin markaları için kurumca belirlenen fiyatları rayiç bedel olarak kabul edip ünitelerinize fatura edilen malzeme birim fiyatları ile bu rayiç arasında; kurumunuz aleyhine fiyat farkı oluşması durumunda döviz bazındaki farkı, tahsilatın yapılacağı günlü kur karşılığı olarak defaeten ödeyeceğimizi, taahütname konusu döviz kurlarına TC Merkez Bankası döviz satış kurlarının uygulanacağını teklif ettiğimiz ürünlerin faturaları ve fiyatları hakkında, SSK ca yurt içinde/yurt dışında yapılacak araştırmalar sonunda; taahütlü satış yaptığımız fiyatların fahiş olduğunun (ithalat fiyatının bir katının üzerinde) ithalat faturalarının uygun olmayan (abartılı fiyatlarla) şekilde düzenlendiğinin, ayrıca, hastanın tedavisinde/operasyonunda kullanılmayan malzemelerin fatura edildiğinin anlaşılması durumlarında herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmadan, mahkeme kararı olmaksızın oluşan gerçek kurum zararını ödeyeceğime kabul ve taahüt ederim’’. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.(19-20) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir kararlaştırma ve taahhüt tarafları bağlar. Somut olayımızda olduğu gibi satıcı davacının, fiyat belirleme hakkını alıcı davalıya bıraktığına, tanıdığına dair verdiği tahhütname geçerli ve davacıyı bağlayıcıdır. Ancak, tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.'nun 2. maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalıdır. Gerektiğinde bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı hakim tarafından denetlenmelidir.
Davalı, kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre, davacının bayiine fazla ödeme yapıldığını bildirerek davacıya alacağının 14.803.50 YTL lık kısmını ödemediğine göre davalının ne şekilde fiyat belirlediği ve alacak çıkardığı hususları araştırmalıdır. Bu amaçla öncelikle davalıdan belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme belgeleri ve dayanakları istenilmeli, faturada belirtilen tarihler itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı, fiyat belirlerken davacının hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, davalıdan ne miktar alacak talebinde bulunabileceği konusunda, uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak, taraf, mahkeme, Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli raporla belirlenmesi gerekir. Hükme esas alınan rapor ve ek raporlarda bu yönlerde yukarıda açıklandığı şekilde inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Buna rağmen yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bakanlığa bağlı Dışkapı Hastanesine tıbbi malzeme sattığını, davalının satış bedelinin 14.803 YTL lık kısmını ödemediğini, ödememe gerekçesi olarakta dava dışı bayii olan ... Medikal Lt. Şirketinin kendisine yaptığı satış nedeniyle bu şirket aleyhine 77.669 USD fiyat farkı oluştuğunu, 3.1.2000 tarihinde verilen taahhütname gereğince borçtan kendisinin de sorumlu tutulduğunun gösterildiğini, anılan taahütnameye göre sorumlu tutulabilmesi için davalı ile aralarında yeni bir sözleşmenin yapılmasının gerektiğini, ayrıca davalı kurumun piyasa araştırması yapmaksızın raiç bedel belirleyip bu şekilde mahsup yapamayacağını, raiç bedel araştırması yapmaksızın fiyat belirlediğini, protokolde taahhüdünün 50.000.000 Tl ile sınırlandırıldığını, mahsup yapamayacağını ileri sürerek 14.803.50 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının bayii bulunan dava dışı Barmed Lt. Şti. nin kurum aleyhine 77.669 USD fiyat farkı oluşturduğunu B.K118 maddesi taahhütname hükümleri doğrultusunda işlem yaptıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında iyileştirici nitelikte tıbbi malzeme alımı konusunda yapılan protokolün, davacı tarafından tek yanlı olarak fesih edildiği, daha sonra davacının davalı kuruma verdiği 13.1.2000 tarihli tarihli taahhütname uyarınca malzeme sattığı, verilen bu taahütnameden sonra malzeme alımı konusunda yeniden protokol yapılmadığı hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, protokol uyarınca davalıya tanınan belirleme hakkının yeni bir protokol yapılmadığı için doğmadığını, doğsa bile davalının piyasa araştırması yapmaksızın tek taraflı olarak fiyat belirleyemeyeceğinden bahisle eldeki davayı açmıştır. Davacı şirket tarafından davalıya verilen 13.1.2000 tarihli taahhütname ile, ’’kurumunuz ile protokol akdedilene kadar firmamız yada bayilerimiz tarafından kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile, ileride yapılacak protokol fiyatları arasında; protokol aktedilmemesi durumunda ise, teklif ettiğimiz ürünlerin markaları için kurumca belirlenen fiyatları rayiç bedel olarak kabul edip ünitelerinize fatura edilen malzeme birim fiyatları ile bu rayiç arasında; kurumunuz aleyhine fiyat farkı oluşması durumunda döviz bazındaki farkı, tahsilatın yapılacağı günlü kur karşılığı olarak defaeten ödeyeceğimizi, taahütname konusu döviz kurlarına TC Merkez Bankası döviz satış kurlarının uygulanacağını teklif ettiğimiz ürünlerin faturaları ve fiyatları hakkında, SSK ca yurt içinde/yurt dışında yapılacak araştırmalar sonunda; taahütlü satış yaptığımız fiyatların fahiş olduğunun (ithalat fiyatının bir katının üzerinde) ithalat faturalarının uygun olmayan (abartılı fiyatlarla) şekilde düzenlendiğinin, ayrıca, hastanın tedavisinde/operasyonunda kullanılmayan malzemelerin fatura edildiğinin anlaşılması durumlarında herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmadan, mahkeme kararı olmaksızın oluşan gerçek kurum zararını ödeyeceğime kabul ve taahüt ederim’’. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.(19-20) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir kararlaştırma ve taahhüt tarafları bağlar. Somut olayımızda olduğu gibi satıcı davacının, fiyat belirleme hakkını alıcı davalıya bıraktığına, tanıdığına dair verdiği tahhütname geçerli ve davacıyı bağlayıcıdır. Ancak, tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.'nun 2. maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalıdır. Gerektiğinde bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı hakim tarafından denetlenmelidir.
Davalı, kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre, davacının bayiine fazla ödeme yapıldığını bildirerek davacıya alacağının 14.803.50 YTL lık kısmını ödemediğine göre davalının ne şekilde fiyat belirlediği ve alacak çıkardığı hususları araştırmalıdır. Bu amaçla öncelikle davalıdan belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme belgeleri ve dayanakları istenilmeli, faturada belirtilen tarihler itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı, fiyat belirlerken davacının hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, davalıdan ne miktar alacak talebinde bulunabileceği konusunda, uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak, taraf, mahkeme, Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli raporla belirlenmesi gerekir. Hükme esas alınan rapor ve ek raporlarda bu yönlerde yukarıda açıklandığı şekilde inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Buna rağmen yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.