‹ Ana sayfa
Yargıtay13. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2014/27680 K.2014/25862

Esas No: 2014/27680 · Karar No: 2014/25862 · Karar Tarihi: 17.09.2014
İTİRAZ

Sanık ... hakkında Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 04/02/2008 tarihli iddianamesiyle hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlamasıyla açılan kamu davası sonucunda verilen aynı yer 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2011 tarih ve 2008/72 Esas, 2011/36 Karar sayılı hükmüyle sanığın 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b,53 maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, 116/1,53 maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilip bu mahkumiyet hükmü sanık ... ve vasisi tarafından yasal süresi içerisinde temyizi üzerine; Dairemizin 11/06/2014 gün, 2013/15899 Esas, 2014/20916 Karar sayılı ilamı ile;
Kollukça yapılan çalışmalar sonucunda sanığın bazı kimselere elektronik eşya sattığının öğrenilmesi üzerine, kendisine televizyon satılan tanık ...'nün evinde mahkeme kararı alınarak yapılan aramada, müştekiye ait cins ve özellikleri yazılı televizyonun ele geçirilerek elkonulduğunun, tanığın kendisine televizyonu satan olarak, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında çekilen fotoğraflarından teşhis ettiği sanığın kendisine sattığını beyan ettiğinin ve sanığın tanık Serkan'ı tanıdığına dair beyanlarının çelişkili olduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamenin bozma isteyen düşüncesi benimsenmemiştir. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık ... ve vasisinin temyiz talepleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, karar verilmiştir.
Dairemizin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.07.2014 tarih ve 6 - 2011/299355 Temyiz sayılı yazısı ile '' İtiraza konu olayda Başsavcılığımız ile Yüksek 13. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, sanığın bu suçları işleyip işlemediğine yani subuta ilişkindir.
Yargılamaya konu somut olay incelendiğinde; ...ilçe merkezinde ikamet eden müşteki ...'nın ikametine kapı kilidi kırılmak suretiyle girilerek bir adet profilo marka 72 ekran tv, VCD ve hoparlörü, üç adet uyku seti, bir adet yatak örtüsü, 30 çift patik çorap, DVD ve hafıza kartının çalınmasından sonra yapılan soruşturmada, adına nasıl ulaşıldığına dair dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmayan tanık ...'nün evinde mahkeme kararı alınarak arama yapılmış ve aramada çok sayıda benzer cinste elektronik eşyanın yanında müştekinin evinden çalınan 72 ekran profilo televizyon da ele geçirilmiştir. Televizyonun ele geçirilmesi ve hırsızlık olayının polis tarafından önceden bilinmesi sebebiyle tanığa nasıl temin ettiği sorulduğunda, 19/01/2008 tarihli polis ifadesinde, ismini bilmediği şahısların ikametine getirip sattığını daha sonraki beyanlarında ise, pazar yerinden satın aldığını savunduğu, verilen eşgal bilgilerinden sanık ...'a ulaşıldığında ise, fotoğraflarından kendisine televizyonu satan kişi olarak sanığı teşhis ettiği anlaşılmaktadır.
Sanık ... ise, hiç bir aşamada atılı suçlamayı kabul etmemiş, olay yerinde yapılan parmak izi araştırmasında müştekinin kızı ...'nınkinden başka parmak izi veya teknik delil elde edilememiştir. Bu duruma göre, sanığın atılı suçu işlediğini kabule götürecek delil olarak, tanık olarak ismi geçen ve evinde suça konu televizyon bulunan ...'nün önce evinde getirildiğinde satın aldığı sonrasında ise pazar yerinde satın aldığı şeklindeki çelişkili beyanından başka delil yoktur. Esasen, tanık ..., suça konu olduğu müştekinin teşhisiyle kesinlik kazanan televizyonun evinde ele geçmesi sebebiyle hırsızlık suçunun, kabulune göre ise, suç eşyasının satın alınması suçunun şüphelisi durumundadır ve nitekim, bu suçtan hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu sebeple, bu tanığın beyanları kendisi de soruşturma ve kovuşturma tehdidi altında olduğu için atf-ı cürüm mahiyetinde değerlendirilmeli ve hükme esas alınmamalıdır. Zira,bu tanığın isnadını doğrulayacak mahiyette sanığın atılı suçu işlediğini gösteren başkaca bir yan delil dosya içerisinde mevcut değildir. Bu tanığın beyanı ise, mahkkumiyete yeterli değildir. Bu sebeplerle; her iki suç yönünden de mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin karara karşı sanık lehine olarak BOZMA talebiyle itiraz zorunluluğu doğmuş bulunmaktadır.'' denilerek Dairemizin 11/06/2014 gün, 2013/15899 Esas, 2014/20916 Karar sayılı ONAMA kararının kaldırılarak, Nazilli 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2011 tarihli, 2008/72 Esas, 2011/36 Karar sayılı hükmünün BOZULMASI, itiraz kabul edilmediği takdirde dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere Yüksek Ceza Genel Kurulu Başkanlığına tevdii yönünde Dairemiz Başkanlığına itiraz talebinde bulunulması üzerine 6352 sayılı Yasanın 99 ve 101. maddeleri uyarınca itirazla ilgili yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya 17.09.2014 gününde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.07.2014 tarih ve 6 - 2011/299355 Temyiz sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 11/06/2014 gün, 2013/15899 Esas, 2014/20916 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?