Yargıtay 13. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2012/9744 K.2012/21840
Özet: (1) Uyuşmazlık, mahkumun eylemiyle ilgili olarak 5237 sayılı TCK ve diğer kanun hükümlerine göre hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarının işlenip işlenmediği üzerineydi. (2) Mahkeme, ceza tayinine yer olmadığını belirterek hükümünü bozmamış, infaz aşamasında mahkumun yararına uygulama yapılmayacağını kararlaştırmıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM: Yeniden ceza tayinine yer olmadığına
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hüküm fıkrasında yapılan lehe yasa değerlendirmesinin sonunda, 5237 sayılı TCK'ya göre ceza tayinine yer olmadığına, kesinleşen 13.10.1999 tarih ve 1997/220-1999/998 sayılı kararın infazına karar verildiği belirtilmekle hükümde karışıklığın söz konusu olmadığından tebliğnamedeki bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.
Ancak;
Hükümlünün eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522 (pek hafif), 59 ve 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143, 62, 53; 116/2-4, 119/1-c, 62, 53 ve 151/1, 62, 53 maddelerine uyan suçları oluşturduğu gözetilerek; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, geceleyin birden fazla kişi ile birlikte işyeri dokunulmazlığını bozma ve şikayet bulunduğu için mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem nedeniyle temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi; 143/1. maddesi gereğince artırım oranının takdiri ile bireyselleştirmenin yapılması; mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarıyla ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın değişik 253 ve 254. maddeleri uyarınca “uzlaşma” hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için öncelikle duruşma açılarak, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesinin zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ün temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM: Yeniden ceza tayinine yer olmadığına
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hüküm fıkrasında yapılan lehe yasa değerlendirmesinin sonunda, 5237 sayılı TCK'ya göre ceza tayinine yer olmadığına, kesinleşen 13.10.1999 tarih ve 1997/220-1999/998 sayılı kararın infazına karar verildiği belirtilmekle hükümde karışıklığın söz konusu olmadığından tebliğnamedeki bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.
Ancak;
Hükümlünün eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522 (pek hafif), 59 ve 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143, 62, 53; 116/2-4, 119/1-c, 62, 53 ve 151/1, 62, 53 maddelerine uyan suçları oluşturduğu gözetilerek; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, geceleyin birden fazla kişi ile birlikte işyeri dokunulmazlığını bozma ve şikayet bulunduğu için mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem nedeniyle temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi; 143/1. maddesi gereğince artırım oranının takdiri ile bireyselleştirmenin yapılması; mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarıyla ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın değişik 253 ve 254. maddeleri uyarınca “uzlaşma” hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için öncelikle duruşma açılarak, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesinin zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ün temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.