Yargıtay13. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/4133 K.2011/1906
Özet: Uyuşmazlık, sanığın muhkem eşyayı kırarak hırsızlık suçunu işlemesi ve bu davada temyiz edilen mahkeme kararının usul‑yasal hatalar nedeniyle geçersiz sayılmasıdır; Mahkeme, temyiz incelemesinde sanığın suçun işlendiğini kabul etmesine rağmen, vekaletname ile müdafinin çekilmesi, zorunlu müdafiğin atanması ve ceza uygulamasındaki hataları dikkate alarak kararını bozdu.
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Vekaletname ile müdafilik görevini yürüten avukatın 04.12.2006 tarihli celsede vekillikten çekildiğini bildirmesi üzerine sanığa yüklenen suçun 765 SK.nın 493/1-son maddesindeki hüküm karşısında alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği gözetilerek; zorunlu müdafii atanıp, hazır bulundurulmamak suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 150/3 ve 188/1. maddesine aykırı davranılması,
B-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Temel uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesi yerine, “142/1” olarak yazılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca yapılan karşılaştırma ve değerlendirme sırasında 765 sayılı TCK.nın 493/1-son, 522 (pek hafif) ve 59 maddesi gereğince bulunan sonuç cezanın, 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 143, 62; 116/2-4, 62 maddesi uyarınca verilen cezadan lehe olduğu halde yanılgılı değerlendirme sonucu sanığa fazla ceza verilmesi,
2- Temel cezanın alt sınırdan belirlenmesine rağmen 5237 sayılı TCK.nın 143. maddesi gereğince uygulama yapılırken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden en üst oran üzerinden artırım yapılması,
3- Sanık hakkında TCY’nın 53. maddesi ile uygulama yapılırken, her bir suç nedeniyle verilen cezanın yasal sonucu olarak her suç için ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması gerekirken, sonuç ceza üzerinden bir defa hüküm kurulması; hak yoksunluklarının ve sürelerinin açıkça gösterilmesi gerektiği halde yazılı şekilde uygulama yapılması,
4- 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 253 ve 254. maddeleri gereğince işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu ile ilgili olarak uzlaştırma işlemi yapılması; uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde suç tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olan sabıkası bulunmayan sanık hakkında belirlenen cezanın iki yıldan az olması karşısında; 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin ve sanık ...’nın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Vekaletname ile müdafilik görevini yürüten avukatın 04.12.2006 tarihli celsede vekillikten çekildiğini bildirmesi üzerine sanığa yüklenen suçun 765 SK.nın 493/1-son maddesindeki hüküm karşısında alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği gözetilerek; zorunlu müdafii atanıp, hazır bulundurulmamak suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 150/3 ve 188/1. maddesine aykırı davranılması,
B-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Temel uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesi yerine, “142/1” olarak yazılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca yapılan karşılaştırma ve değerlendirme sırasında 765 sayılı TCK.nın 493/1-son, 522 (pek hafif) ve 59 maddesi gereğince bulunan sonuç cezanın, 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 143, 62; 116/2-4, 62 maddesi uyarınca verilen cezadan lehe olduğu halde yanılgılı değerlendirme sonucu sanığa fazla ceza verilmesi,
2- Temel cezanın alt sınırdan belirlenmesine rağmen 5237 sayılı TCK.nın 143. maddesi gereğince uygulama yapılırken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden en üst oran üzerinden artırım yapılması,
3- Sanık hakkında TCY’nın 53. maddesi ile uygulama yapılırken, her bir suç nedeniyle verilen cezanın yasal sonucu olarak her suç için ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması gerekirken, sonuç ceza üzerinden bir defa hüküm kurulması; hak yoksunluklarının ve sürelerinin açıkça gösterilmesi gerektiği halde yazılı şekilde uygulama yapılması,
4- 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 253 ve 254. maddeleri gereğince işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu ile ilgili olarak uzlaştırma işlemi yapılması; uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde suç tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olan sabıkası bulunmayan sanık hakkında belirlenen cezanın iki yıldan az olması karşısında; 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin ve sanık ...’nın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.