Yargıtay 13. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/31372 K.2013/3785
Özet: Temyiz başvurusu açıkça belirtilmemiş ve tebligat geçerli olmadığından 19.02.2007 tebligatu geçersiz bulunmuş, ancak 03.03.2009 temyiz süresinde kabul edilmiş; zamanaşımı süresi dolduğu için 21.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verilip sanığın hırsızlık suçundaki ilk mahkeme kararının bozularak, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek,
gereği düşünüldü:04.07.2006 tarihli kararda temyiz başvuru şekli açıkça gösterilmediğinin ve 19.02.2007 tarihli tebligat tutanağında tebliğ memurunun adının ve imzasının bulunmaması nedeniyle tebligatın geçerli olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın 03.03.2009 tarihli temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkındaki sahtecilik suçları ile ilgili olarak her zaman karar verilmesi olanaklı görülmüştür. Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 493/1, 522, 102/4, 104/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 142/1-b, 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan yasanın 7/2, 5252 Sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 5237 sayılı yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı yasanın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerine göre öngörülen 12 yıllık zamanaşımının suç tarihi olan 19.06.1999 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 21.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
HÜKÜM: Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek,
gereği düşünüldü:04.07.2006 tarihli kararda temyiz başvuru şekli açıkça gösterilmediğinin ve 19.02.2007 tarihli tebligat tutanağında tebliğ memurunun adının ve imzasının bulunmaması nedeniyle tebligatın geçerli olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın 03.03.2009 tarihli temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkındaki sahtecilik suçları ile ilgili olarak her zaman karar verilmesi olanaklı görülmüştür. Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 493/1, 522, 102/4, 104/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 142/1-b, 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan yasanın 7/2, 5252 Sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 5237 sayılı yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı yasanın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerine göre öngörülen 12 yıllık zamanaşımının suç tarihi olan 19.06.1999 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 21.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.