Yargıtay13. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/24476 K.2012/28309
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozma, görevliye yalan beyanda bulunmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteğinin incelenmesi neticesinde;
CMUK'un 310. maddesi hükmüne göre bir ay içerisinde temyiz etmesi gerektiği halde, bu süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden CMUK'un 317. maddesi uyarınca, temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki bütün hakları kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde bir kısım hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK'nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; ''TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi
alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlelerinin eklenmesi ve TCK'nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK'nın 343/2. madde kapsamında kalan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; zazanaşımı bakımından lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık uzamış zamanaşımının suç tarihi olan 14.04.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
IV-Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Sanığın önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suç tarihi itibariyle işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme suçların 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 234. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında kalan suçlardan olduğu gözetilmeden uzlaşma girişiminde bulunulmaksızın karar verilmesi,
2-Mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki bütün hakları kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde bir kısım hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK'nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
4-Sanığın işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu kimliği tespit edilemeyen kişiler ile birlikte işlendiğinin anlaşılmasına karşın, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozma, görevliye yalan beyanda bulunmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteğinin incelenmesi neticesinde;
CMUK'un 310. maddesi hükmüne göre bir ay içerisinde temyiz etmesi gerektiği halde, bu süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden CMUK'un 317. maddesi uyarınca, temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki bütün hakları kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde bir kısım hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK'nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; ''TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi
alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlelerinin eklenmesi ve TCK'nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK'nın 343/2. madde kapsamında kalan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; zazanaşımı bakımından lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık uzamış zamanaşımının suç tarihi olan 14.04.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
IV-Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Sanığın önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suç tarihi itibariyle işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme suçların 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 234. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında kalan suçlardan olduğu gözetilmeden uzlaşma girişiminde bulunulmaksızın karar verilmesi,
2-Mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki bütün hakları kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde bir kısım hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK'nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
4-Sanığın işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu kimliği tespit edilemeyen kişiler ile birlikte işlendiğinin anlaşılmasına karşın, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.