‹ Ana sayfa
Yargıtay12. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2021/2113 K.2024/4875

Esas No: 2021/2113 · Karar No: 2024/4875 · Karar Tarihi: 02.10.2024
Özet: Uyuşmazlık, 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddiyle ilgili olarak sanığın hakları ve tebligat prosedürlerinin uygulanmasıdır. Mahkeme, temyiz isteğinin reddini tazmin ederek, ilgili kamu davalarının geçersizlik, zamanaşımı ve tebligat kurallarına dayanarak Düşmesi kararını verir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/1056 E., 2015/732 K.

SUÇLAR: Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit, hakaret, şantaj
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteğinin reddi

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

Ayrıntıları Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki hüküm ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres [bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres] esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddeleri hükümleri gereğince tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığa yokluğunda verilen 08.12.2015 tarihli kararın tebliği için sanığın duruşmanın 17.03.2015 tarihli ilk oturumunda bildirdiği en son adresi esas alınarak bila tebliğ iade edilen tebligat bulunmadığı hâlde duruşmada bildirilen aynı adres esas alınıp, doğrudan “Mernis Adresi” ibareleri ile çıkarılan ve merci tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddeleri kapsamında şerh düşülen tebligatın, dağıtıcı tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereği tebliğ edilmesinin usûle uygun olmadığı anlaşıldığından, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca öğrenme üzerine sanığın temyizinin süresinde olduğunun kabulüne karar verilmiş, Tebliğname'deki sanığın yokluğunda verilip 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 06.01.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunmasından dolayı temyiz isteğinin reddine karar verilmesine ilişkin görüşe iştirak olunmamıştır.

Sanığa yüklenen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan yargılama konusu eylemler, 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal, 5237 sayılı TCK'nın 125/2. maddesi yollamasıyla 125/1. maddesinde hakaret, 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. maddesinde tehdit ve 5237 sayılı TCK'nın 107/2. maddesi yollamasıyla 107/1. maddesinde şantaj başlıkları altında yaptırıma bağlanmış olup, cezaların türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca anılan suçların asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de zamanaşımını kesen en son işlem olan sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği 08.12.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihinden önce 08.12.2023 tarihinde dolduğu, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesi kapsamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir hâllerin de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteği bu sebeple yerinde görülmüş olup, hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?