Yargıtay12. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/26630 K.2012/23686
Mahkemesi :Ağır Ceza
Taksirle yaralama suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/07/2010 tarihli ve 2010/32474 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/06/2011 tarihli ve 2011/771 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, şikayetçi ...'ın şüphelinin eylemi sebebiyle taksirle yaralandığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu şikayet yokluğu grekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.Cumhuriye savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanının yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9635-9375 sayılı, ilamında da belirtildiği üzere, somut olayda şüpheliye ait aracın kaza sonrası durma şekli, kaza yeri özet tutanağı göz önüne alındığında, kazanın oluş şekli itibari ile şüphelinin taksiri aşan kusurunun bulunup bulunmadığı husususu araştırılmaksızın ve sonuç olarak kusurunun taksiri aşması halinde üzerine atılı eylemin şikayete tabi olmayacağı cihetle ortada 5271 sayılı Kanun'a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanunun 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Adalet Bakanlığının 02/07/2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-4799-2012/11341/ 40070 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2012 gün ve 2012/186634 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2011 tarih ve 2011/771 Değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taksirle yaralama suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/07/2010 tarihli ve 2010/32474 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/06/2011 tarihli ve 2011/771 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, şikayetçi ...'ın şüphelinin eylemi sebebiyle taksirle yaralandığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu şikayet yokluğu grekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.Cumhuriye savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanının yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9635-9375 sayılı, ilamında da belirtildiği üzere, somut olayda şüpheliye ait aracın kaza sonrası durma şekli, kaza yeri özet tutanağı göz önüne alındığında, kazanın oluş şekli itibari ile şüphelinin taksiri aşan kusurunun bulunup bulunmadığı husususu araştırılmaksızın ve sonuç olarak kusurunun taksiri aşması halinde üzerine atılı eylemin şikayete tabi olmayacağı cihetle ortada 5271 sayılı Kanun'a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanunun 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Adalet Bakanlığının 02/07/2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-4799-2012/11341/ 40070 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2012 gün ve 2012/186634 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2011 tarih ve 2011/771 Değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.