Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/13701 K.2012/13287
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu, bir arkadaşın ile birlikte alkol tüketip bir tüfekle oynayan sanığın, tetiğe dokunarak yanlışlıkla bir kişinin ölümüne yol açması ve bu olayın taksirle öldürme suçuna tabi olup olmadığıdır. (2) Mahkeme, delillerin incelenmesinden sonra sanığı bilinçli taksirle öldürme suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca mahkum etti ve temyiz itirazlarını reddederek kararını onayladı.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle öldürme
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
Taksirle öldürme suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Doğrudan görgü tanığı bulunmayan olayda, sanığın, aksi kanıtlanmayan savunması nazara alındığında, arkadaşı olan ölenle birlikte alkol aldıkları, Topalçam tesisinde bulunan ve ölenin bulunduğu yerden alarak yanlarına getirdiği tüfekle, ölenin balkondan ateş etmesinden sonra, ölenin tüfekle nasıl ateş edeceğini tarifi üzerine, sanığın da bir el balkondan ateş ettiği, içeri geçtiklerinde ölenin tüfeği alarak, emniyetini kontrol edip yan masaya bıraktığı, ışıklar kapalı olup, televizyon ışığı ile aydınlanan ortamda, sanığın, ölene tüfeğin nasıl çalıştığı hususunda sorular sorarak, eline aldığı, ölenin tüfeğin emniyette olduğunu söyleyerek sıkmasını söylemesi üzerine, tetiğe dokunduğunda tüfeğin ateş alması ile olayın meydana geldiği ve bu şekilde gelişen oluşun, bilinçli taksirle işlendiğinin anlaşılması karşısında, suç nitelendirmesi içermeden Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle, bozma isteyen tebliğnemedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin bilinçli taksirin bulunmadığına cezanın fazla olduğuna, katılanın olayda kasıt olduğuna kasten öldürmeden yargılanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 28.05.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Mahalli mahkemece bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılan sanığın kararını onayan dairenin çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyoruz.
1- Sanığın bilinçli taksirle değil, taksirle öldürmeden cezalandırılması gerekirdi.
Olayın görgü tanığı yoktur. Nasıl olduğunu sanık kendisi anlatmaktadır. Bilindiği gibi netice öngörülebilirse kişi taksili hareketinden sorumlu tutuluyor. Bundan sonra da somut olayda öngörülebilir neticenin fail tarafından öngörülmüş ise bilinçli taksirle hareket ettiği kabul ediliyor. Yani normalde öngörülebilir neticeyi fail somut olayda öngörmüş, buna rağmen her ne kadar öngördüğü bu neticeyi istemese de, hareketine devem ettiğinden eyleminin bilinçli taksirle işlendiğini kabul ediliyor. Somut olayda sanık 18 yaşını yeni bitirmiş, bütün aşamalarda tüfek kullanmayı bilmediğini söylüyor ve dosya kapsamın göre de böyle olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla sanığın neticeyi öngördüğü söylenemez. Nitekim doktrinde buna verilen örnekte, “Tabancayı boş zannederek tetiğini çeken kimse bir kişinin ölümüne neden olursa öngörülebilecek neticeyi öngörmemiştir: Bilinçli taksir. Buna karşın dolu bir tabancayı ustalığına güvenerek ateşleyen kimse, her ne kadar neticeyi istememiş ise de neticeyi öngörmüştür. Ancak somut olayda gerçekleşmeyeceğine inanmaktadır: Bilinçli taksir” Bu görüşlerde dosyadaki olaya birebir uymaktadır. Anlık gelişen bir olay, sanığın tüfeğin emniyetli olduğuna inanarak ateş ettiği, somut olayda neticenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşünmeye zamanı yok. Kaldı ki sanık henüz çocuk yaştan yeni çıkmış, (18 yıl 10 ay 7 gün) tüfek kullanmayı bilmiyor. Hatta burada kaza ve tesadüf bile düşünülebilir.
2- Temel ceza hesaplanırken alt sınırdan fazla uzaklaşılmıştır.
Katılanda; sanıkla ölen oğlunun çok küçükten beri arkadaş olduklarını belirtmiştir. Öyle anlaşılıyor ki basit bir hata sonucu gerçekleşen olayda sanık daha az ceza alacak olduğunu umarak ölene tüfeğin nasıl çalıştığını sorduğunu, onunda emniyetli ateş almaz, istersen bana doğrultup deneyebilirsin demesi üzerine tetiğe dokunduğunu savunmuş, ayrıca Cumhuriyet savcısı huzurundaki ifadesinde ölenin 228 promil alkollü, kendisinin 19 promilli olmasını da sarhoş olması halinde sorumlu olmayacağını düşündüğünden daha önce kustuğunu belirtmiştir. Sanığın anlattığı şekilde olay kabul edilse bile ölenle eşit oranda kusurludur.
Emsal olayların birçoğunda eylemin basit taksirle işlendiği kabul edilmekte temel ceza alt sınırdan tayin edilip, hapis cezası ertelenmekte veya para cezasına çevrilmektedir. Bu olay bakımından da henüz üniversite birinci sınıf öğrencesi olan sanık bakımından uygulama bu yönde olmalıydı. Yine sanığın ailesinin; ölenin ailesine karşı girişimi de göz önüne alınması gerekir.
Açıkladığımız bu nedenlerden dolayı mahalli mahkemenin kararını bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Suç: Taksirle öldürme
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
Taksirle öldürme suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Doğrudan görgü tanığı bulunmayan olayda, sanığın, aksi kanıtlanmayan savunması nazara alındığında, arkadaşı olan ölenle birlikte alkol aldıkları, Topalçam tesisinde bulunan ve ölenin bulunduğu yerden alarak yanlarına getirdiği tüfekle, ölenin balkondan ateş etmesinden sonra, ölenin tüfekle nasıl ateş edeceğini tarifi üzerine, sanığın da bir el balkondan ateş ettiği, içeri geçtiklerinde ölenin tüfeği alarak, emniyetini kontrol edip yan masaya bıraktığı, ışıklar kapalı olup, televizyon ışığı ile aydınlanan ortamda, sanığın, ölene tüfeğin nasıl çalıştığı hususunda sorular sorarak, eline aldığı, ölenin tüfeğin emniyette olduğunu söyleyerek sıkmasını söylemesi üzerine, tetiğe dokunduğunda tüfeğin ateş alması ile olayın meydana geldiği ve bu şekilde gelişen oluşun, bilinçli taksirle işlendiğinin anlaşılması karşısında, suç nitelendirmesi içermeden Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle, bozma isteyen tebliğnemedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin bilinçli taksirin bulunmadığına cezanın fazla olduğuna, katılanın olayda kasıt olduğuna kasten öldürmeden yargılanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 28.05.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Mahalli mahkemece bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılan sanığın kararını onayan dairenin çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyoruz.
1- Sanığın bilinçli taksirle değil, taksirle öldürmeden cezalandırılması gerekirdi.
Olayın görgü tanığı yoktur. Nasıl olduğunu sanık kendisi anlatmaktadır. Bilindiği gibi netice öngörülebilirse kişi taksili hareketinden sorumlu tutuluyor. Bundan sonra da somut olayda öngörülebilir neticenin fail tarafından öngörülmüş ise bilinçli taksirle hareket ettiği kabul ediliyor. Yani normalde öngörülebilir neticeyi fail somut olayda öngörmüş, buna rağmen her ne kadar öngördüğü bu neticeyi istemese de, hareketine devem ettiğinden eyleminin bilinçli taksirle işlendiğini kabul ediliyor. Somut olayda sanık 18 yaşını yeni bitirmiş, bütün aşamalarda tüfek kullanmayı bilmediğini söylüyor ve dosya kapsamın göre de böyle olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla sanığın neticeyi öngördüğü söylenemez. Nitekim doktrinde buna verilen örnekte, “Tabancayı boş zannederek tetiğini çeken kimse bir kişinin ölümüne neden olursa öngörülebilecek neticeyi öngörmemiştir: Bilinçli taksir. Buna karşın dolu bir tabancayı ustalığına güvenerek ateşleyen kimse, her ne kadar neticeyi istememiş ise de neticeyi öngörmüştür. Ancak somut olayda gerçekleşmeyeceğine inanmaktadır: Bilinçli taksir” Bu görüşlerde dosyadaki olaya birebir uymaktadır. Anlık gelişen bir olay, sanığın tüfeğin emniyetli olduğuna inanarak ateş ettiği, somut olayda neticenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşünmeye zamanı yok. Kaldı ki sanık henüz çocuk yaştan yeni çıkmış, (18 yıl 10 ay 7 gün) tüfek kullanmayı bilmiyor. Hatta burada kaza ve tesadüf bile düşünülebilir.
2- Temel ceza hesaplanırken alt sınırdan fazla uzaklaşılmıştır.
Katılanda; sanıkla ölen oğlunun çok küçükten beri arkadaş olduklarını belirtmiştir. Öyle anlaşılıyor ki basit bir hata sonucu gerçekleşen olayda sanık daha az ceza alacak olduğunu umarak ölene tüfeğin nasıl çalıştığını sorduğunu, onunda emniyetli ateş almaz, istersen bana doğrultup deneyebilirsin demesi üzerine tetiğe dokunduğunu savunmuş, ayrıca Cumhuriyet savcısı huzurundaki ifadesinde ölenin 228 promil alkollü, kendisinin 19 promilli olmasını da sarhoş olması halinde sorumlu olmayacağını düşündüğünden daha önce kustuğunu belirtmiştir. Sanığın anlattığı şekilde olay kabul edilse bile ölenle eşit oranda kusurludur.
Emsal olayların birçoğunda eylemin basit taksirle işlendiği kabul edilmekte temel ceza alt sınırdan tayin edilip, hapis cezası ertelenmekte veya para cezasına çevrilmektedir. Bu olay bakımından da henüz üniversite birinci sınıf öğrencesi olan sanık bakımından uygulama bu yönde olmalıydı. Yine sanığın ailesinin; ölenin ailesine karşı girişimi de göz önüne alınması gerekir.
Açıkladığımız bu nedenlerden dolayı mahalli mahkemenin kararını bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.