Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/13246 K.2012/25388
Özet: (1) Uyuşmazlık, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31 Mart 2008 tarihli yazılarıyla ilgili olarak sanıkların tarihi eser niteliğindeki sikkelerin dolandırıcılık amacıyla satılması ve bu eylemin kanunla suçlanması konusundaki davadır. (2) Mahkeme, sanıkların dolandırıcılık suçundan beraat ettiğine hükmetti.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: 2863 sayılı Kanuna Aykırılık, Dolandırıcılık
Hüküm: Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve dolandırıcılık suçlarından sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm katılan ... vekili ile Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31.03.2008 tarihli yazıları ile ... ve kimlikleri tespit edilemeyen diğer kişilerin ellerinde satmak üzere tarihi eser niteliğinde sikkeler bulunduğu, adı geçen şahıslarla temas kurularak pazarlık safhasına gelindiği belirtilerek şüphelilerin yakalanabilmesi için gizli soruşturmacı görevlendirilmesi talebi üzerine, Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.03.2008 tarih ve 2008/496 müteferrik sayılı kararı ile tarihi eser niteliğindeki sikkelerin başka türlü ele geçirilmesi ve delillendirilmesinin mümkün olmaması gerekçesi ile Serhat ve Kenan kod adlı kamu görevlilerinin CMK 139. maddesi gereğince gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesine izin verildiği, aynı gün akşam saatlerinde gizli soruşturmacıların sanık ... ile buluştukları, üç adet numune sikkenin sanık tarafından görevlilere teslim edildiği, görevlilerce yapılan araştırmada sikkelerin Osmanlı dönemine ait kültür varlıkları olduklarının belirlenmesi üzerine diğer sanıkların da yakalanabilmesi için çalışmalara devam edildiği, suç tarihinde buluşulması hususunda anlaşıldığı, gizli soruşturmacılar ile sanıklar ... ve ...'ın irtibat halinde bulundukları, sanık ...'in yönlendirmesi ile sanık ...'nin bir kol çantası içerisinde bulunan eserleri buluşma yerine getirdiği, sanıklar ... ve ...'ın caminin köşesinde gözcülük yaptıkları, sanık ...'nin suça konu 5.000 adet fes pulunu alıcı kılığına giren jandarma görevlilerine teslim ettiği sırada diğer sanıklar ... ve ...'ın da bekledikleri noktada suçüstü yakalandıkları, üç sanığın jandarmada alınan ve sorgu hakimi huzurunda da tekrar ettikleri savunmalarında ..., ... ve ...'in yakalanmadan kısa bir süre önce Antalya ilinden Eskişehir iline geldiklerini, sanık ...'in kendilerini arayarak altın olduğu izlenimini vererek satmak üzere 5.000 adet fes pulu istediğini, sanıklar ... ve ...'nin suç tarihinde pulları yanlarına alarak Antalya'dan Eskişehir'e geldiklerini ve eşyaların teslimi sırasında suçüstü yakalandıklarını beyan ettikleri, ... ve ...'in atılı suçları inkar ettikleri anlaşılmış olup,
1-Sanıkların dolandırıcılık suçundan beraatlerine dair hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; fail veya faillerin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanık ...'in alıcı kılığında hareket eden jandarma görevlilerine üç adet Osmanlı sikkesini vererek ellerinde bu sikkelerden pek çok bulunduğunu söyleyerek diğer sanıklarla birlikte sahte pulları Osmanlı sikkesi oldukları intibaını uyandırarak menfaat sağlamak amacıyla satmak istediklerinin iddia edildiği olayda, jandarma görevlilerinin ise baştan beri sanıklar tarafından gerçekleştirilen kültür varlığı ticareti eylemini ortaya çıkarabilmek gayesi ile hareket etmekte olan jandarma görevlilerinin, sanıkların bu hileli davranışları ile hataya düşürülmelerinin söz konusu olmadığı, bu itibarla dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmekle,
Yapılan yargılama sonunda sanıklar hakkında mevcut delillerin hukuka uygun olarak elde edilmediği, sanıkların aleyhine kullanılmalarının mümkün olmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin ve Mahalli Cumhuriyet savcısının sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, dolandırıcılık suçundan beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanıkların kültür varlığı ticareti suçundan beraatlerine dair hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince,
Her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 139 maddesi uyarınca, 2863 sayılı Kanunun 67/2 maddesinde düzenlenen kültür varlığı ticareti suçu gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek tahdidi olarak sayılan katalog suçlardan olmayıp, bu suç yönünden gizli soruşturmacı görevlendirmesi hukuka uygun değil ise de sanıkların tevil yollu ikrara yönelik savunmaları ve jandarma görevlilerinin tanık sıfatıyla anlatımlarının hukuka uygun delil niteliğinde bulunduğu kabul edilmekle, öncelikle sanık ... tarafından suça konu 2863 sayılı Kanunun 23 maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz sikkelerin para karşılığında kendilerine teslim edildiğine dair beyanları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği gözetilmeksizin, diğer sanıklar yönünden ise bu sanıkların kullanımında bulunan telefon numaraları belirlenerek suç tarihinde ve öncesinde yapılan görüşmelerin ilgili şirketlerden temini suretiyle, 31/03/2008 tarihinde sanık ... tarafından üç adet Osmanlı sikkesinin, alıcı kılığında hareket eden jandarma görevlilerine teslimi sırasında ve sonrasında sanıkların irtibat halinde bulunup bulunmadıklarının tespiti ile tanık sıfatı ile beyanları alınan gizli soruşturmacıların 31/03/2008 tarihinde sanık ... tarafından gerçekleştirilen teslim sırasında diğer sanıkların bulunup bulunmadığına dair beyanları arasındaki çelişki giderilerek, bu hususta ayrıca sanıkların savunmaları da tespit edilmek suretiyle sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik kovuşturma ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç: 2863 sayılı Kanuna Aykırılık, Dolandırıcılık
Hüküm: Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve dolandırıcılık suçlarından sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm katılan ... vekili ile Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31.03.2008 tarihli yazıları ile ... ve kimlikleri tespit edilemeyen diğer kişilerin ellerinde satmak üzere tarihi eser niteliğinde sikkeler bulunduğu, adı geçen şahıslarla temas kurularak pazarlık safhasına gelindiği belirtilerek şüphelilerin yakalanabilmesi için gizli soruşturmacı görevlendirilmesi talebi üzerine, Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.03.2008 tarih ve 2008/496 müteferrik sayılı kararı ile tarihi eser niteliğindeki sikkelerin başka türlü ele geçirilmesi ve delillendirilmesinin mümkün olmaması gerekçesi ile Serhat ve Kenan kod adlı kamu görevlilerinin CMK 139. maddesi gereğince gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesine izin verildiği, aynı gün akşam saatlerinde gizli soruşturmacıların sanık ... ile buluştukları, üç adet numune sikkenin sanık tarafından görevlilere teslim edildiği, görevlilerce yapılan araştırmada sikkelerin Osmanlı dönemine ait kültür varlıkları olduklarının belirlenmesi üzerine diğer sanıkların da yakalanabilmesi için çalışmalara devam edildiği, suç tarihinde buluşulması hususunda anlaşıldığı, gizli soruşturmacılar ile sanıklar ... ve ...'ın irtibat halinde bulundukları, sanık ...'in yönlendirmesi ile sanık ...'nin bir kol çantası içerisinde bulunan eserleri buluşma yerine getirdiği, sanıklar ... ve ...'ın caminin köşesinde gözcülük yaptıkları, sanık ...'nin suça konu 5.000 adet fes pulunu alıcı kılığına giren jandarma görevlilerine teslim ettiği sırada diğer sanıklar ... ve ...'ın da bekledikleri noktada suçüstü yakalandıkları, üç sanığın jandarmada alınan ve sorgu hakimi huzurunda da tekrar ettikleri savunmalarında ..., ... ve ...'in yakalanmadan kısa bir süre önce Antalya ilinden Eskişehir iline geldiklerini, sanık ...'in kendilerini arayarak altın olduğu izlenimini vererek satmak üzere 5.000 adet fes pulu istediğini, sanıklar ... ve ...'nin suç tarihinde pulları yanlarına alarak Antalya'dan Eskişehir'e geldiklerini ve eşyaların teslimi sırasında suçüstü yakalandıklarını beyan ettikleri, ... ve ...'in atılı suçları inkar ettikleri anlaşılmış olup,
1-Sanıkların dolandırıcılık suçundan beraatlerine dair hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; fail veya faillerin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanık ...'in alıcı kılığında hareket eden jandarma görevlilerine üç adet Osmanlı sikkesini vererek ellerinde bu sikkelerden pek çok bulunduğunu söyleyerek diğer sanıklarla birlikte sahte pulları Osmanlı sikkesi oldukları intibaını uyandırarak menfaat sağlamak amacıyla satmak istediklerinin iddia edildiği olayda, jandarma görevlilerinin ise baştan beri sanıklar tarafından gerçekleştirilen kültür varlığı ticareti eylemini ortaya çıkarabilmek gayesi ile hareket etmekte olan jandarma görevlilerinin, sanıkların bu hileli davranışları ile hataya düşürülmelerinin söz konusu olmadığı, bu itibarla dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmekle,
Yapılan yargılama sonunda sanıklar hakkında mevcut delillerin hukuka uygun olarak elde edilmediği, sanıkların aleyhine kullanılmalarının mümkün olmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin ve Mahalli Cumhuriyet savcısının sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, dolandırıcılık suçundan beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanıkların kültür varlığı ticareti suçundan beraatlerine dair hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince,
Her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 139 maddesi uyarınca, 2863 sayılı Kanunun 67/2 maddesinde düzenlenen kültür varlığı ticareti suçu gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek tahdidi olarak sayılan katalog suçlardan olmayıp, bu suç yönünden gizli soruşturmacı görevlendirmesi hukuka uygun değil ise de sanıkların tevil yollu ikrara yönelik savunmaları ve jandarma görevlilerinin tanık sıfatıyla anlatımlarının hukuka uygun delil niteliğinde bulunduğu kabul edilmekle, öncelikle sanık ... tarafından suça konu 2863 sayılı Kanunun 23 maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz sikkelerin para karşılığında kendilerine teslim edildiğine dair beyanları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği gözetilmeksizin, diğer sanıklar yönünden ise bu sanıkların kullanımında bulunan telefon numaraları belirlenerek suç tarihinde ve öncesinde yapılan görüşmelerin ilgili şirketlerden temini suretiyle, 31/03/2008 tarihinde sanık ... tarafından üç adet Osmanlı sikkesinin, alıcı kılığında hareket eden jandarma görevlilerine teslimi sırasında ve sonrasında sanıkların irtibat halinde bulunup bulunmadıklarının tespiti ile tanık sıfatı ile beyanları alınan gizli soruşturmacıların 31/03/2008 tarihinde sanık ... tarafından gerçekleştirilen teslim sırasında diğer sanıkların bulunup bulunmadığına dair beyanları arasındaki çelişki giderilerek, bu hususta ayrıca sanıkların savunmaları da tespit edilmek suretiyle sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik kovuşturma ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.