Yargıtay11. Hukuk DairesiTicaret Hukuku
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2011/5058 K.2011/6770
**MAHKEMESİ:**Ticaret MahkemesiTaraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/05/2008 gün ve 2004/235-2008/316 sayılı kararı bozan Daire’nin 29/09/2010 gün ve 2009/1660-2010/9104 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 1.5.2001 tarihli Yurtiçi Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalı tarafından üretilen, ithal edilen malların tek yetkili satıcısı olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından 30.1.2003 tarihli ihtarı ile feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan haklarının takibi için tahkim yoluna gittiğini, davalının müvekkilinin Pazar faaliyetlerinden memnun olmadığını ve markalı ürünlerin pazarlanması faaliyetinin de kendileri tarafından yapılacağını savunduğunu, oysa müvekkilinin piyasada çok tanınmış bir şirket olduğunu, daha önce aldığı distribütörlükleri başarı ile yerine getirdiğini, yine ARNICA markasını ilk defa müvekkilinin tanıttığını ve bu markaya haklı bir itibar kazandırıldığını, bu tanıtım için müvekkilinin ciddi bir para harcadığını, davalı şirketin müvekkili ile olan sözleşmeyi feshetmesine rağmen 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına verdikleri ilanlarda müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini ve bu şekilde müvekkilinin sektörde tanınmışlığından istifade ettiğini, yine müvekkilinin müşteri portföyünü öğrendiğinden müvekkilinin müşterilerine mal sattığını, bu şekilde müvekkilinin başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini, müvekkiline bu nedenle başvurular olduğunu ve müvekkilinin zor durumda kaldığını, müvekkilinin davalının haksız rekabeti sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 50.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, TTK’nun 61.maddesi uyarınca hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile 999.763,60 YTL'nin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasındaki distribütörlük akdinin sözleşmenin 5.4.4.maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının pazarlamada başarılı olamadığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede davacının sözleşmenin 5.4.4.maddesinde yer alan şartı yerine getiremediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin haksız rekabetinin bulunmadığını, davacının aynı iddia ile hakemde de dava açtığını, işbu davanın sonucuna kadar hakemdeki davanın tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait müşteri portföyünü oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin portföy tazminatı olarak adlandırılacağı ve bunun da hakemde görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların garanti belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için Ümraniye Müzik Markete yapılan satışın belgesinin sunulduğu ancak bu satışın davalı defterinde yer almadığı gibi davacının bu durumdan zarara uğradığını ispat edemediği, davalının davacının adını kullanmasını gerektiren durum olduğunun da ispat edilemediği, periyodik bir dergiye reklam verilmesinin yıllık yada 6 aylık sözleşme ile olduğunu, fesihten sonra mart ayındaki dergide davacının distribütör olarak yer almasının reklamın sonradan verildiğini göstermediği, davacının bundan zarar gördüğünün de ispat edilemediği, olayda BK’nun 49.maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/160 E, 2010/9104 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur. Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 03/06/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 03/06/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.