Yargıtay11. Hukuk DairesiTicaret Hukuku
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2011/356 K.2012/7158
**MAHKEMESİ:**Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/11/2010 tarih ve 2010/171-2010/638 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ancak bu parayı geri ödemediğini, bu amaçla Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın müvekkili lehine sonuçlandığını ve 35.557,37 Euro ana para ile 3.882,12 Euro mahkeme masrafının davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın 20.07.2007 tarihinde kesinleşerek apostil şerhi ile onandığını ileri sürerek, söz konu mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen mahkeme kararının Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince davalı tarafa tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayıldığı, bu şekilde yapılan tebligatın Türk kamu düzenine aykırı sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinden tahsil edilen paraların geri ödenmemesi nedeniyle Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın müvekkili lehine sonuçlandığını bildirerek söz konusu kararın tenfizine karar verilmesi talebi ile işbu davayı açmış, davalı vekili ise müvekkilinin vekille temsil edilmekte iken vekilin görevine son verdiklerini, vekilin de mahkemeye 01.02.2007 tarihinde dilekçe vererek bundan sonraki tebligatların asile yapılmasını istediklerini, bu nedenle 12.03.2007 tarihinde mahkemece verilen kararın yetkisiz vekile tebliğ edildiğini, usulüne uygun şekilde müvekkiline tebliğ edilmediğini belirtmiştir. Tenfizi talep olunan yabancı mahkeme kararı içeriğinde de, davalı vekillerinin vekilliklerinin son bulduğuna değinilmesine karşın, karar ekinde söz konusu kararın davalı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin şerh bulunduğu, yine mahkeme masraflarına ilişkin olarak verilen kararın da davalı tarafa tebliğ edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece tenfizi istenen kararda davalı vekillerinin vekillik görevinden çekilmelerinin ardından görevlerinin bir süre daha devam edip etmediği ve söz konusu tebliğ işleminin geçerli olup olmadığı üzerinde durulup, verildiği yer hukukuna göre yabancı mahkeme ilamının kesinleşip kesinleşmediği belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen husus üzerinde durulmaksızın yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/11/2010 tarih ve 2010/171-2010/638 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ancak bu parayı geri ödemediğini, bu amaçla Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın müvekkili lehine sonuçlandığını ve 35.557,37 Euro ana para ile 3.882,12 Euro mahkeme masrafının davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın 20.07.2007 tarihinde kesinleşerek apostil şerhi ile onandığını ileri sürerek, söz konu mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen mahkeme kararının Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince davalı tarafa tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayıldığı, bu şekilde yapılan tebligatın Türk kamu düzenine aykırı sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinden tahsil edilen paraların geri ödenmemesi nedeniyle Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın müvekkili lehine sonuçlandığını bildirerek söz konusu kararın tenfizine karar verilmesi talebi ile işbu davayı açmış, davalı vekili ise müvekkilinin vekille temsil edilmekte iken vekilin görevine son verdiklerini, vekilin de mahkemeye 01.02.2007 tarihinde dilekçe vererek bundan sonraki tebligatların asile yapılmasını istediklerini, bu nedenle 12.03.2007 tarihinde mahkemece verilen kararın yetkisiz vekile tebliğ edildiğini, usulüne uygun şekilde müvekkiline tebliğ edilmediğini belirtmiştir. Tenfizi talep olunan yabancı mahkeme kararı içeriğinde de, davalı vekillerinin vekilliklerinin son bulduğuna değinilmesine karşın, karar ekinde söz konusu kararın davalı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin şerh bulunduğu, yine mahkeme masraflarına ilişkin olarak verilen kararın da davalı tarafa tebliğ edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece tenfizi istenen kararda davalı vekillerinin vekillik görevinden çekilmelerinin ardından görevlerinin bir süre daha devam edip etmediği ve söz konusu tebliğ işleminin geçerli olup olmadığı üzerinde durulup, verildiği yer hukukuna göre yabancı mahkeme ilamının kesinleşip kesinleşmediği belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen husus üzerinde durulmaksızın yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.