Yargıtay11. Hukuk DairesiTicaret Hukuku
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/10855 K.2010/1663
**MAHKEMESİ:**Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2007/405-2008/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya tekne ve harp poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait geminin yangın sonucu tam zayi olduğunu,ödenmesi gereken tazminatın 2.008.550 USD olacağı hususunda tarafların mutabakata vardıklarını, batan gemide bulunan davalıya kasko sigortalı araçlar için ödenecek olan 170.000 YTL tazminatın tam ziya tazminatından düşüleceğini, bu hususta onay verilmesini aksi halde tam ziya tazminatının ödenmeyeceğini müvekkiline beyan edildiğini, davacı müvekkilinin ihtirazi kayıtla bu hususu kabul ettiğini, oysa davalının TTK.nun 1417 ve 1440 ncı madde hükümlerince tam ziya tazminatını ödemek zorunda olduğunu, anılan meblağın tahsiline yönelik takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı gemide bulunan kasko sigortalı iki aracın tazminatlarını ödeyen müvekkilinin kanuni halef olduğunu, yapılan mutabakat ve BK.nun 116 ncı maddesi kapsamında araç bedelerinin sigorta tazminatından tenzil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının TTK.nun 1417 nci maddesi gereğince tam ziya tazminatının tamamını ödemesi gerektiği, aynı Kanun'un 1449 ncı maddesi gereğince sigorta tazminatından kesinti yapamayacağı, davacının davalıya sigortalı geminin donatanı olduğu, taşıyan sıfatının bulunmadığı, davacının yangın sonucu oluşan zararlardan dolayı davalının sigortalılarına karşı sorumlu olmadığı, dolayısıyla davalıya karşıda bir sorumluluğu bulunmadığı, alacağın belirli ve likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8.496,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2007/405-2008/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya tekne ve harp poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait geminin yangın sonucu tam zayi olduğunu,ödenmesi gereken tazminatın 2.008.550 USD olacağı hususunda tarafların mutabakata vardıklarını, batan gemide bulunan davalıya kasko sigortalı araçlar için ödenecek olan 170.000 YTL tazminatın tam ziya tazminatından düşüleceğini, bu hususta onay verilmesini aksi halde tam ziya tazminatının ödenmeyeceğini müvekkiline beyan edildiğini, davacı müvekkilinin ihtirazi kayıtla bu hususu kabul ettiğini, oysa davalının TTK.nun 1417 ve 1440 ncı madde hükümlerince tam ziya tazminatını ödemek zorunda olduğunu, anılan meblağın tahsiline yönelik takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı gemide bulunan kasko sigortalı iki aracın tazminatlarını ödeyen müvekkilinin kanuni halef olduğunu, yapılan mutabakat ve BK.nun 116 ncı maddesi kapsamında araç bedelerinin sigorta tazminatından tenzil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının TTK.nun 1417 nci maddesi gereğince tam ziya tazminatının tamamını ödemesi gerektiği, aynı Kanun'un 1449 ncı maddesi gereğince sigorta tazminatından kesinti yapamayacağı, davacının davalıya sigortalı geminin donatanı olduğu, taşıyan sıfatının bulunmadığı, davacının yangın sonucu oluşan zararlardan dolayı davalının sigortalılarına karşı sorumlu olmadığı, dolayısıyla davalıya karşıda bir sorumluluğu bulunmadığı, alacağın belirli ve likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8.496,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.