‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/43334 K.2025/3446

Esas No: 2021/43334 · Karar No: 2025/3446 · Karar Tarihi: 13.03.2025
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 15.10.2014 tarihinde sahte nüfus cüzdanı kullanarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla ilgilidir. Mahkeme, sanığın temyiz hakkının yetkili olduğunu ve temyiz süresinin geçmediğini belirterek hükmün temyiz edilebilir olduğuna karar verip 13.03.2025’de kararını bozmuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2020/43 E., 2020/227 K.

SUÇ: Resmi belgede sahtecilik

HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün yapılan ön incelemesi neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Dosya kapsamından sahte nüfus cüzdanının 15.10.2014 tarihinde kullanıldığı, nüfus cüzdanının daha önce sahteleştirildiğine dair dosya kapsamında bir delile rastlanmadığından, suç tarihinin gerekçeli kararda "15.10.2014" yerine "16.10.2014" şeklinde yazılması isabetsizliğinin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, öne sürülen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mülga 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği; keza Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.12.2016 tarihli ve 2014/11-507 Esas, 2016/1237 Karar sayılı ilamının; "... Zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise, henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği meselesine gelince; zincirleme suça dâhil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır. Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir." şeklindeki açıklama gözetilerek;

Sanığın adli sicil kaydında mevcut Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/160 Esas, 2015/316 Karar sayılı, aynı mahkemenin 2014/383 Esas, 2015/338 Karar sayılı kararlarında sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi kapsamında mahkum edildiği, bu dosyalarda suç tarihlerinin sırasıyla 17.10.2014 ve 22.09.2014 ve Uyaptan yapılan incelemede iddianame tarihlerinin ise sırası ile 17.04.2015 olduğu, temyiz incelemesine konu olayda ise suç tarihinin 15.10.2014, iddianame tarihinin 03.11.2014 olduğu, suç tarihleri ve iddianame tarihleri arasında hukuki kesinti oluşmadığı anlaşıldığından; TCK'nun 43. maddesinin uygulanma alanı bulunup bulunmadığının irdelenmesi, bu kapsamda, yukarıda belirtilen 2 adet dosyası ve sanığın Uyap kayıtlarından ve güncel adli sicil kaydından tespit edilebilecek başkaca resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin TCK'nun 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken sair dosyaları var ise celbedilerek; eylemlerinde suç kastını yenileyip yenilemediği, suç kastını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin anlaşılması halinde yukarıda bahsedilen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.12.2016 tarihli ve 2014/11-507 Esas, 2016/1237 Karar sayılı ilamında belirtilen şekilde gerekiyorsa önceki kurulup kesinleşen cezada mahsuba konu edilerek hüküm kurulması gerekliliği,

2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin gözetilmesi zorunluluğu,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 13.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?