Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2017/3369 K.2017/3583
Özet: (1) Öküz Çinzabütü, bağna tecavüz ve ertelenen ölüm nedeniyle 30 ay hapis cezası aldığı bir davada, mahkeme mahkumiyet kararı verdi; (2) İlgili 30 ay hapis cezası söz konusu mevzuata göre yardıma 60 ay hapis cezası olarak yeniden belirlenmiş ve sanık da bu cezanın yerine 60 ay hapis cezası ispiyeti yerine mahkumiyet kararı almıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, "muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği cihetle; Dairemizce dosyaya intikali sağlanan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede, fotoğrafın sonradan değiştirildiği, fotoğrafın yerine uyum sağlamadığı, belirlenen alandan büyük olup taştığı, fotoğraf üzerinde mühür izi olmadığının gözlemlenmesi ile yapılan fotoğraf değişikliğinin ilk bakışta anlaşılması karşısında; mevcut haliyle belge üzerinde yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, yasal unsurları itibarıyla oluşmayan "resmi belgede sahtecilik" suçundan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 gün 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği cihetle; sanığın sabıka kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/32-429 karar sayılı ilamı yerine daha az cezaya hükmolunan Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/751 esas 2010/351 karar sayılı ilamı nedeniyle tekerrür uygulanması,
b-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, "muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği cihetle; Dairemizce dosyaya intikali sağlanan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede, fotoğrafın sonradan değiştirildiği, fotoğrafın yerine uyum sağlamadığı, belirlenen alandan büyük olup taştığı, fotoğraf üzerinde mühür izi olmadığının gözlemlenmesi ile yapılan fotoğraf değişikliğinin ilk bakışta anlaşılması karşısında; mevcut haliyle belge üzerinde yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, yasal unsurları itibarıyla oluşmayan "resmi belgede sahtecilik" suçundan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 gün 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği cihetle; sanığın sabıka kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/32-429 karar sayılı ilamı yerine daha az cezaya hükmolunan Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/751 esas 2010/351 karar sayılı ilamı nedeniyle tekerrür uygulanması,
b-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.