Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/5859 K.2016/6318
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların 2004‑2006 yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıdır; mahkeme, delillerin yetersizliğini ve zamanaşımının geçerli olduğunu belirterek ilgili kararları bozulmasına karar vermiştir. Mahkemenin sonucu olarak 2004‑2005 fatura suçlarından kurulan hüküm istem gibi bozulmuş, 2006 fatura suçundan kurulan hüküm ise düşürülerek yargılamanın sonlandırılması yönünde karar verilmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: 213 sayılı yasaya muhalefet
HÜKÜM: 2004 ve 2005 yılları için: Beraat 2006 yılı için: Mahkumiyet1-Sanık hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 2-Sanık hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri uyarınca; sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4. ve 104/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 3-Sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tanık...'ın “Ben mali müşavir olarak görev yapmaktayım, söz konusu şirketi kuruluş aşamasında işlemleri tarafımdan yapıldı, dört ay boyunca defterleri tutuldu, daha sonra kendilerine ulaşamadım. Belgeleri getirmediler, hatta ücretimizi de alamadık. 2004 yılının 8 ayında şirket kurulmuştu, şirkette herhangi bir faaliyet yoktu, çalışan vs yoktu, bana verilen adreste kendilerini bulamadım.” şeklindeki beyanı ve yapılan yoklamalarda sanığa ve şirkete ulaşılamamasına karşın sanığın "2006 yılında bir adet fatura koçanım kayboldu. Faturaların kaybolduğunu 3-4 ay sonra öğrendiğim için şikayet etmedim, ancak İdare mahkemesine dava açtım. Faturaların ...'da ... adlı bir şirkete kesildiğini bu şirketin mali müşaviri beni aradığında öğrendim. Kesinlikle sahte fatura düzenlemedim. Benim şirketimin işlerinin muhasebeci... yapıyordu." şeklindeki savunması, suça konu fatura asılları, sayısı ve fatura bilgilerinin dosya arasında bulunmaması, sanığın savunmasında adı geçen şirket hakkında bir araştırma yapılmaması, herhangi bir bilirkişi incelmesi yaptırılmamış olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sahte fatura düzenleme eyleminin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi için sanık tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, şirkete ait bir belge düzenleyip düzenlemediği, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadığının araştırılması, ... adlı şirket ve yetkilileri ile varsa adına fatura kesilen başka şirketler ve yetkililerinin araştırılıp tanık olarak dinlenmesi, sahte faturaları kullandıkları tespit edilen başka şirketler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması ve bu dosya ile ilgili belge ve bilgilerin onaylı örneklerin dosya arasına alınması ile yetkililerin tanık olarak dinlenmesinden ve sahte fatura düzenleme suçunun oluşabilmesi için düzenlenen belgelerin 213 sayılı VUK'nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı da gözetilerek sanığın düzenlediği iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin Vergi Dairesi'nden sorularak fatura aslı yada onaylı suretinin de dosya arasına konulmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 2-5237 sayılı TCK'nun 43. maddesine göre "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği; somut olayda sanığın aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediğinin kabul edilmesi karşısında hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, Yasaya aykırı, 3-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
HÜKÜM: 2004 ve 2005 yılları için: Beraat 2006 yılı için: Mahkumiyet1-Sanık hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 2-Sanık hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri uyarınca; sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4. ve 104/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 3-Sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tanık...'ın “Ben mali müşavir olarak görev yapmaktayım, söz konusu şirketi kuruluş aşamasında işlemleri tarafımdan yapıldı, dört ay boyunca defterleri tutuldu, daha sonra kendilerine ulaşamadım. Belgeleri getirmediler, hatta ücretimizi de alamadık. 2004 yılının 8 ayında şirket kurulmuştu, şirkette herhangi bir faaliyet yoktu, çalışan vs yoktu, bana verilen adreste kendilerini bulamadım.” şeklindeki beyanı ve yapılan yoklamalarda sanığa ve şirkete ulaşılamamasına karşın sanığın "2006 yılında bir adet fatura koçanım kayboldu. Faturaların kaybolduğunu 3-4 ay sonra öğrendiğim için şikayet etmedim, ancak İdare mahkemesine dava açtım. Faturaların ...'da ... adlı bir şirkete kesildiğini bu şirketin mali müşaviri beni aradığında öğrendim. Kesinlikle sahte fatura düzenlemedim. Benim şirketimin işlerinin muhasebeci... yapıyordu." şeklindeki savunması, suça konu fatura asılları, sayısı ve fatura bilgilerinin dosya arasında bulunmaması, sanığın savunmasında adı geçen şirket hakkında bir araştırma yapılmaması, herhangi bir bilirkişi incelmesi yaptırılmamış olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sahte fatura düzenleme eyleminin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi için sanık tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, şirkete ait bir belge düzenleyip düzenlemediği, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadığının araştırılması, ... adlı şirket ve yetkilileri ile varsa adına fatura kesilen başka şirketler ve yetkililerinin araştırılıp tanık olarak dinlenmesi, sahte faturaları kullandıkları tespit edilen başka şirketler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması ve bu dosya ile ilgili belge ve bilgilerin onaylı örneklerin dosya arasına alınması ile yetkililerin tanık olarak dinlenmesinden ve sahte fatura düzenleme suçunun oluşabilmesi için düzenlenen belgelerin 213 sayılı VUK'nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı da gözetilerek sanığın düzenlediği iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin Vergi Dairesi'nden sorularak fatura aslı yada onaylı suretinin de dosya arasına konulmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 2-5237 sayılı TCK'nun 43. maddesine göre "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği; somut olayda sanığın aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediğinin kabul edilmesi karşısında hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, Yasaya aykırı, 3-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.