Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2015/5367 K.2016/6480
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-Beraat eden sanık ...'in suça konu çeki borcuna karşılık cirosuz olarak ...'nın verdiğini beyan edip bu borç ilişkisine konu senedi de mahkemeye sunmasına karşın, sanığın çek ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını savunarak atılı suçlamayı kabul etmemesi, 03.10.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre çek üzerindeki imza ve yazıların sanığa ait olmadığının belirlenmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi için, sanık yeniden dinlenerek ... ile tanışıp tanışmadığı ve aralarında borç ilişkisinin var olup olmadığı belirlendikten sonra borç ilişkisine konu senet üzerinde imza ve yazı incelemesi de yaptırıldıktan sonra sanığın inkara yönelik savunmasına karşın ...'in soyut beyanı dışında mahkumiyetine yeter diğer delillerin nelerden ibaret olduğu da gösterilip tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK'nun 49. maddesi kapsamında kısa süreli hapis cezası niteliğinde bulunmadığı gözetilmeden adli para cezasına çevrilmesi suretiyle aynı Yasanın 50/1. maddesine aykırı davranılması,
Yasaya aykırı,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 26.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-Beraat eden sanık ...'in suça konu çeki borcuna karşılık cirosuz olarak ...'nın verdiğini beyan edip bu borç ilişkisine konu senedi de mahkemeye sunmasına karşın, sanığın çek ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını savunarak atılı suçlamayı kabul etmemesi, 03.10.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre çek üzerindeki imza ve yazıların sanığa ait olmadığının belirlenmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi için, sanık yeniden dinlenerek ... ile tanışıp tanışmadığı ve aralarında borç ilişkisinin var olup olmadığı belirlendikten sonra borç ilişkisine konu senet üzerinde imza ve yazı incelemesi de yaptırıldıktan sonra sanığın inkara yönelik savunmasına karşın ...'in soyut beyanı dışında mahkumiyetine yeter diğer delillerin nelerden ibaret olduğu da gösterilip tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK'nun 49. maddesi kapsamında kısa süreli hapis cezası niteliğinde bulunmadığı gözetilmeden adli para cezasına çevrilmesi suretiyle aynı Yasanın 50/1. maddesine aykırı davranılması,
Yasaya aykırı,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 26.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.