Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/9583 K.2012/13046
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
**HÜKÜM:** 765 sayılı TCK 342/1, 59/2. maddelerine göre 1 yıl 8 ay hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
5237 sayılı TCK 158/1-f, 62/1, 52, 53, CMUK.nun 326/son maddelerine göre 10 ay hapis, 2000 TL adli para cezası, hak yoksunluğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün, 2009/114-161 ve 06.04.2010 gün, 2010/57-75 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere lehe Yasanın belirlenmesi yöntemi, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Bu yapılırken önceki hükmün farklı bir madde uygulanmak suretiyle kesinleşmiş olması da lehe Yasa uygulamasında hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya yeni yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuç ile önceki hüküm karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamalar ışığında; önceki hükümde sabit kabul edilen olay, hükümlünün bankanın maddi varlığı olan çekleri kullanarak işlediği dolandırıcılık eylemleri olup, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 504/3. maddesine uygun olmasına rağmen aynı Yasanın 503/1, 522 ve 59/2. maddeleri ile tayin olunan cezanın temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşmesinin hükümlü lehine lehe Yasa karşılaştırılmasında kazanılmış hak teşkil etmeyeceği ancak; karşılaştırmanın kesinleşen önceki hüküm ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-f, 62. maddeleri uyarınca yapılması suretiyle belirlenmesi ve 158/1-f bendine göre önceki kesinleşen hükümde uygulanan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğunun anlaşılması karşısında; uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına” dair karar verilmesi gerekirken karşılaştırmanın 765 sayılı TCK'nun 504/3, 522, 59 sayılı maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f, 62. maddelerine göre yapılıp bozma öncesi yapılan uyarlama yargılaması sırasında hükmolunan netice cezanın kazanılmış hak teşkil ettiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususlarda, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının bütünüyle çıkartılıp yerine “765 sayılı TCK'na göre verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki hüküm açıkça lehe olduğundan, uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına, suçun işleniş şekli meydana gelen zararın giderilmemiş olması ve sanığın geçmişteki hali gözetilerek cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği kanısına varılmadığından ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına' denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın DÜZELTİLEREK, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca uygulanması gereken 765 ve 5237 sayılı TCK'nun hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar denetime olanak verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmama nedenleri de dosya içeriğine uygun olarak gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
**HÜKÜM:** 765 sayılı TCK 342/1, 59/2. maddelerine göre 1 yıl 8 ay hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
5237 sayılı TCK 158/1-f, 62/1, 52, 53, CMUK.nun 326/son maddelerine göre 10 ay hapis, 2000 TL adli para cezası, hak yoksunluğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün, 2009/114-161 ve 06.04.2010 gün, 2010/57-75 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere lehe Yasanın belirlenmesi yöntemi, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Bu yapılırken önceki hükmün farklı bir madde uygulanmak suretiyle kesinleşmiş olması da lehe Yasa uygulamasında hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya yeni yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuç ile önceki hüküm karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamalar ışığında; önceki hükümde sabit kabul edilen olay, hükümlünün bankanın maddi varlığı olan çekleri kullanarak işlediği dolandırıcılık eylemleri olup, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 504/3. maddesine uygun olmasına rağmen aynı Yasanın 503/1, 522 ve 59/2. maddeleri ile tayin olunan cezanın temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşmesinin hükümlü lehine lehe Yasa karşılaştırılmasında kazanılmış hak teşkil etmeyeceği ancak; karşılaştırmanın kesinleşen önceki hüküm ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-f, 62. maddeleri uyarınca yapılması suretiyle belirlenmesi ve 158/1-f bendine göre önceki kesinleşen hükümde uygulanan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğunun anlaşılması karşısında; uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına” dair karar verilmesi gerekirken karşılaştırmanın 765 sayılı TCK'nun 504/3, 522, 59 sayılı maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f, 62. maddelerine göre yapılıp bozma öncesi yapılan uyarlama yargılaması sırasında hükmolunan netice cezanın kazanılmış hak teşkil ettiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususlarda, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının bütünüyle çıkartılıp yerine “765 sayılı TCK'na göre verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki hüküm açıkça lehe olduğundan, uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına, suçun işleniş şekli meydana gelen zararın giderilmemiş olması ve sanığın geçmişteki hali gözetilerek cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği kanısına varılmadığından ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına' denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın DÜZELTİLEREK, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca uygulanması gereken 765 ve 5237 sayılı TCK'nun hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar denetime olanak verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmama nedenleri de dosya içeriğine uygun olarak gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.