Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/9378 K.2012/14723
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığa yokluğunda verilen kararın 28.02.2005 tarihli sorgusunda bildirdiği “Alişahane mahallesi 186. sokak 5-3 Karaman” adresine tebliğe gönderildiği, sanığın adres bırakmadan ayrıldığının ve yeni adresinin de tespit edilemediğinin şerh düşülerek tebligatın iade edilmesi üzerine mahkemece herhangi bir adres araştırması yapılmadan 13.02.2009 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilip kesinleştirilip infaza verildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunun 28. maddesi uyarınca ilanen tebligat yapılabilmesinin koşullarının anılan maddede "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır" şeklinde düzenlendiği, ayrıntısı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.1999 gün ve 1999/1-609-744 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Yapılan soruşturma ile adres tespiti imkanı bulunamamışsa ilanen tebliğ zorunlu hale gelir. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamadan, sanığın adresinin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak ilan yoluyla hükmün tebliğ işlemi ile ayrıca hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işlemi de adrese daha önce adli mercilerce usulünce bir tebligat yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olup, usulsüz olduğu; sanığın asıl hükme yönelik temyiz isteminin öğrenmekle süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
1-Sanığın “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Emanetin 2003/4629 sırasında kayıtlı suça konu senet hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı ise de; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “suça konu senedin dosyada delil olarak saklanmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanığın “hizmet nedeniyle emniyeti suistimal” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “hizmet nedeniyle emniyeti suistimal” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 27.09.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığa yokluğunda verilen kararın 28.02.2005 tarihli sorgusunda bildirdiği “Alişahane mahallesi 186. sokak 5-3 Karaman” adresine tebliğe gönderildiği, sanığın adres bırakmadan ayrıldığının ve yeni adresinin de tespit edilemediğinin şerh düşülerek tebligatın iade edilmesi üzerine mahkemece herhangi bir adres araştırması yapılmadan 13.02.2009 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilip kesinleştirilip infaza verildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunun 28. maddesi uyarınca ilanen tebligat yapılabilmesinin koşullarının anılan maddede "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır" şeklinde düzenlendiği, ayrıntısı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.1999 gün ve 1999/1-609-744 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Yapılan soruşturma ile adres tespiti imkanı bulunamamışsa ilanen tebliğ zorunlu hale gelir. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamadan, sanığın adresinin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak ilan yoluyla hükmün tebliğ işlemi ile ayrıca hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işlemi de adrese daha önce adli mercilerce usulünce bir tebligat yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olup, usulsüz olduğu; sanığın asıl hükme yönelik temyiz isteminin öğrenmekle süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
1-Sanığın “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Emanetin 2003/4629 sırasında kayıtlı suça konu senet hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı ise de; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “suça konu senedin dosyada delil olarak saklanmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanığın “hizmet nedeniyle emniyeti suistimal” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “hizmet nedeniyle emniyeti suistimal” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 27.09.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.