‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/8359 K.2012/14694

Esas No: 2012/8359 · Karar No: 2012/14694 · Karar Tarihi: 11.09.2012
Özet: Uyuşmazlık, mahkumun resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı verilen ağır hapis cezasının temyiz süresi ve yasal prosedürleriyle ilgiliydi; Mahkeme, temyiz süresinin tebliğle başladığını kabul ederek, 02.12.2003 tarihli kararın yeniden değerlendirilmesine gerek olmadığını belirtti ve mevcut hükmün hapis cezasına çevrilerek aynen infazının devam ettirildiğine karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik

HÜKÜM: Mahkumiyet

I-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.03.2012 gün ve 386/99 sayılı kararında açıklandığı üzere; her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tefhim ve tebliğ” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, hükümlü müdafiinin bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin hükümlü müdafii açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği cihetle, hükümlü ve müdafiinin yokluğunda verilen ve 02.11.2009 tarihinde hükümlü müdafiinin usulüne uygun olarak tebliğ olunan hükmü yasal süresi geçtikten sonra 29.05.2011 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, hükümlü müdafiinin eski hale getirme talebi ve buna bağlı olarak yasal süresinden sonra vaki temyiz isteminin aynı Yasanın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe yasa belirlenirken suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun ilgili tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasında, 5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediği anlaşıldığından 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince ağır hapis cezasının, hapis cezasına çevrilmesi suretiyle önceki hükmün aynen infazına karar verilmesi gerektiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa nedeniyle kesinleşmiş hükmün yeniden uyarlanması için yapılan yargılama giderlerinin hükümlüye yüklenemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1.Esas No: 2012/8359maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasındaki CMK'nun 231/5. maddesinin değerlendirildiği 7. paragraf haricindeki bölümün çıkartılarak yerine, “Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğu anlaşıldığından, yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 02.12.2003 gün 2002/374 Esas, 2003/331 Karar sayılı önceki hükümde belirtilen ağır hapis cezasının hapis cezasına çevrilerek aynen infazına' denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?