Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/78 K.2012/13666
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura kullanmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
2007 takvim yılında sahte fatura tanzim etmek suçundan açılan kamu davası hakkında mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I-O yer Cumhuriyet savcısının sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
17.06.2008 tarihinde tefhim edilen hükmü o yer Cumhuriyet savcısının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 07.05.2009 tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin aynı Yasanın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Sanığın, 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yokluğunda verilen hükmün, daha önce usulüne uygun herhangi bir tebligat yapılmaksızın sanığın sorgusu sırasında verdiği adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiğinden geçersiz olup ve 07.05.2009 tarihli temyizin süresinde olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın 2006 takvim yılında birden fazla sahte fatura düzenlediği sabit olmasına rağmen hakkında 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Kovuşturmanın her aşamasında müdahale yoluyla kamu davasına katılma hakkı bulunan şikayetçi idareye duruşma günü usulen bildirilip, davaya katılma olanağı sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 234/1-b maddesine muhalefet edilmesi,
2-Vergi Suçu Raporu, mütalaa ve iddianamenin 2006 yılında sahte fatura düzenlemek suçuna ilişkin olduğu, 2006 yılında sahte fatura kullanmak ve defter belgeleri gizlemek suçlarına ilişkin mütalaa ve dava bulunmadığı halde; hükmün gerekçesinde sanığın müştekiler adına sahte fatura bastırıp sattığı ve kullandığından bahsedildikten sonra hüküm kısmında ise sanığın üzerine atılı yasal defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle vergi usul kanununa muhalefet suçunu işlediğinden bahisle 359/b-1. maddesi gereğince karar verilerek hükmün karıştırılması,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel daire kararlarında açıkça belirtildiği üzere; sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 213 sayılı VUK, 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK’nun hükümleri ile 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten sonraki haliyle 213 sayılı VUK ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasa belirlenip, yürürlük tarihlerine göre yasaların blok halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden ve teşdiden ceza tayin edildiği de belirtilmeden temel cezanın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan ve sanığın aleyhine olan 5728 sayılı Yasayla değişik 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi,
4-Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nun 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun şartla tahliye tarihine kadar 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Sahte fatura kullanmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
2007 takvim yılında sahte fatura tanzim etmek suçundan açılan kamu davası hakkında mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I-O yer Cumhuriyet savcısının sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
17.06.2008 tarihinde tefhim edilen hükmü o yer Cumhuriyet savcısının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 07.05.2009 tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin aynı Yasanın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Sanığın, 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yokluğunda verilen hükmün, daha önce usulüne uygun herhangi bir tebligat yapılmaksızın sanığın sorgusu sırasında verdiği adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiğinden geçersiz olup ve 07.05.2009 tarihli temyizin süresinde olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın 2006 takvim yılında birden fazla sahte fatura düzenlediği sabit olmasına rağmen hakkında 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Kovuşturmanın her aşamasında müdahale yoluyla kamu davasına katılma hakkı bulunan şikayetçi idareye duruşma günü usulen bildirilip, davaya katılma olanağı sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 234/1-b maddesine muhalefet edilmesi,
2-Vergi Suçu Raporu, mütalaa ve iddianamenin 2006 yılında sahte fatura düzenlemek suçuna ilişkin olduğu, 2006 yılında sahte fatura kullanmak ve defter belgeleri gizlemek suçlarına ilişkin mütalaa ve dava bulunmadığı halde; hükmün gerekçesinde sanığın müştekiler adına sahte fatura bastırıp sattığı ve kullandığından bahsedildikten sonra hüküm kısmında ise sanığın üzerine atılı yasal defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle vergi usul kanununa muhalefet suçunu işlediğinden bahisle 359/b-1. maddesi gereğince karar verilerek hükmün karıştırılması,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel daire kararlarında açıkça belirtildiği üzere; sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 213 sayılı VUK, 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK’nun hükümleri ile 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten sonraki haliyle 213 sayılı VUK ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasa belirlenip, yürürlük tarihlerine göre yasaların blok halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden ve teşdiden ceza tayin edildiği de belirtilmeden temel cezanın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan ve sanığın aleyhine olan 5728 sayılı Yasayla değişik 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi,
4-Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nun 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun şartla tahliye tarihine kadar 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.