Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/7381 K.2012/14945
Özet: (1) Uyuşmazlık, 2003‑2004 yıllarında sahte fatura kullanmak suçundan sanıkların beraat ve mahkumiyet kararlarının temyiz edilmesiyle ilgiliydi; (2) Mahkeme, zamanaşımının gerçekleştiğini tespit ederek, sanıkların beraat kararını bozmadı ve 14.09.2012’de oyçokluğuyla karar vererek hem beraat hem de mahkumiyet kararlarını sürdürdü.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Sahte fatura kullanmak
HÜKÜM:
1- Sanık ... için, beraat
2- Hakan Güder için; Mahkumiyet
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak” suçlarının tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçların işlendiği 26.10.2003 ve 21.02.2004 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 14.09.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince sanıklar ... hakkında BERAAT, ... hakkında ise MAHKUMİYET kararı verilmiş olup, karar katılan hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hazine vekili, temyiz dilekçesi başlığına dosya numarası ve her iki sanığın ismini yazıp temyiz konusu olarak, “Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2009 tarihli, 2009/38 E., 2009/1473 K. sayılı kısmen aleyhe kararının temyizi talebinden ibaret” olduğunu belirttikten sonra temyiz sebepleri başlığı altında;
“Kaçakçılık suçundan sanıklar ... vs. aleyhine açılan kamu davası neticesinde mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak kısmen aleyhe karar verilmiştir.
Sanıkların müsnet suçu işledikleri sabit olduğu halde mahkemece eksik inceleme nedeniyle sanık ...'in beraatine, diğer sanığın mahkumiyetine denilmek suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak kısmen aleyhe karar verilmiştir.
Mahkeme kararı doğrultusunda görüşe sahip olmadığımızdan mezkur mahkeme kararının temyizini talep etmek zorunluluğunda kalınmıştır.”
Temyiz dilekçesinin “sonuç ve istem” kısmında da “Açıklanan ve resen görülecek nedenlerle; Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısını belirttiğimiz kısmen aleyhe kararının temyizini vekaleten arz ve talep ederim” ifadesine yer verilmiştir.
Hazine vekilinin, sanık ... hakkındaki mahkumiyet kararını da temyiz ettiğini kabul etmek için ya mahkumiyet kararına yönelik olarak “şartları bulunmadığı halde cezasından indirim yapılması, verilen cezanın ertelenmesi” gibi gerekçe göstermesi ya da temyiz dilekçesine iki sanığın adını yazdıktan sonra hiçbir açıklama ve/veya sınırlamaya yer vermeden “verilen karar usul ve yasaya aykırıdır” şeklinde genel ifadeler kullanması gerekirdi. Oysa hazine vekilinin, gerek temyiz dilekçesinin bütünü, gerekse üç ayrı yerde “kısmen aleyhe verilen kararın temyiz edildiğini” belirtmiş olması gözetildiğinde, sadece ... hakkında verilen beraat kararını temyiz ettiği yeterince açıktır. Temyiz sebeplerinin açıklandığı bölümde “Sanıkların müsnet suçu işledikleri sabit olduğu halde mahkemece eksik inceleme nedeniyle sanık ...'in beraatine, diğer sanığın mahkumiyetine denilmek suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak kısmen aleyhe karar verilmiştir” ifadesi, “atılı suçu işledikleri sabit olan her iki sanığın da cezalandırılması gerekirken, sanık ...'in beraatine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” ifadesinden başka bir anlam mı taşımaktadır. Bununla da yetinmeyerek kısmen aleyhe verilen kararın temyiz edildiği de birkaç kez tekrarlanmıştır.
Özellikle hazine vekillerinin temyiz dilekçelerinde mutad olarak yer verilen “Açıklanan ve resen görülecek nedenlerle” ifadesinin, Yargıtay Özel Daire ve Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre, temyize tabi hükmün bütünüyle ve her yönden incelenmesi anlamında değil, temyiz dilekçesinde açıklanan ve sınırlanan hususlarla sınırlı olarak anlaşılması gerekir.
Sonuç olarak, hazine vekili gerek temyizin konusunu belirtirken gerekse temyiz sebeplerini açıklarken tereddütsüz bir şekilde sadece sanık ... hakkında verilen BERAAT kararını temyiz ettiği, dolayısıyla sanık ... hakkındaki MAHKUMİYET kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiği halde, sayın daire çoğunluğunca MAHKUMİYET kararının da temyiz edildiği kabul edilerek bu sanık hakkındaki kamu davasının da zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararına katılamıyorum.
SUÇ: Sahte fatura kullanmak
HÜKÜM:
1- Sanık ... için, beraat
2- Hakan Güder için; Mahkumiyet
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak” suçlarının tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçların işlendiği 26.10.2003 ve 21.02.2004 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 14.09.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince sanıklar ... hakkında BERAAT, ... hakkında ise MAHKUMİYET kararı verilmiş olup, karar katılan hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hazine vekili, temyiz dilekçesi başlığına dosya numarası ve her iki sanığın ismini yazıp temyiz konusu olarak, “Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2009 tarihli, 2009/38 E., 2009/1473 K. sayılı kısmen aleyhe kararının temyizi talebinden ibaret” olduğunu belirttikten sonra temyiz sebepleri başlığı altında;
“Kaçakçılık suçundan sanıklar ... vs. aleyhine açılan kamu davası neticesinde mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak kısmen aleyhe karar verilmiştir.
Sanıkların müsnet suçu işledikleri sabit olduğu halde mahkemece eksik inceleme nedeniyle sanık ...'in beraatine, diğer sanığın mahkumiyetine denilmek suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak kısmen aleyhe karar verilmiştir.
Mahkeme kararı doğrultusunda görüşe sahip olmadığımızdan mezkur mahkeme kararının temyizini talep etmek zorunluluğunda kalınmıştır.”
Temyiz dilekçesinin “sonuç ve istem” kısmında da “Açıklanan ve resen görülecek nedenlerle; Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısını belirttiğimiz kısmen aleyhe kararının temyizini vekaleten arz ve talep ederim” ifadesine yer verilmiştir.
Hazine vekilinin, sanık ... hakkındaki mahkumiyet kararını da temyiz ettiğini kabul etmek için ya mahkumiyet kararına yönelik olarak “şartları bulunmadığı halde cezasından indirim yapılması, verilen cezanın ertelenmesi” gibi gerekçe göstermesi ya da temyiz dilekçesine iki sanığın adını yazdıktan sonra hiçbir açıklama ve/veya sınırlamaya yer vermeden “verilen karar usul ve yasaya aykırıdır” şeklinde genel ifadeler kullanması gerekirdi. Oysa hazine vekilinin, gerek temyiz dilekçesinin bütünü, gerekse üç ayrı yerde “kısmen aleyhe verilen kararın temyiz edildiğini” belirtmiş olması gözetildiğinde, sadece ... hakkında verilen beraat kararını temyiz ettiği yeterince açıktır. Temyiz sebeplerinin açıklandığı bölümde “Sanıkların müsnet suçu işledikleri sabit olduğu halde mahkemece eksik inceleme nedeniyle sanık ...'in beraatine, diğer sanığın mahkumiyetine denilmek suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak kısmen aleyhe karar verilmiştir” ifadesi, “atılı suçu işledikleri sabit olan her iki sanığın da cezalandırılması gerekirken, sanık ...'in beraatine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” ifadesinden başka bir anlam mı taşımaktadır. Bununla da yetinmeyerek kısmen aleyhe verilen kararın temyiz edildiği de birkaç kez tekrarlanmıştır.
Özellikle hazine vekillerinin temyiz dilekçelerinde mutad olarak yer verilen “Açıklanan ve resen görülecek nedenlerle” ifadesinin, Yargıtay Özel Daire ve Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre, temyize tabi hükmün bütünüyle ve her yönden incelenmesi anlamında değil, temyiz dilekçesinde açıklanan ve sınırlanan hususlarla sınırlı olarak anlaşılması gerekir.
Sonuç olarak, hazine vekili gerek temyizin konusunu belirtirken gerekse temyiz sebeplerini açıklarken tereddütsüz bir şekilde sadece sanık ... hakkında verilen BERAAT kararını temyiz ettiği, dolayısıyla sanık ... hakkındaki MAHKUMİYET kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiği halde, sayın daire çoğunluğunca MAHKUMİYET kararının da temyiz edildiği kabul edilerek bu sanık hakkındaki kamu davasının da zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararına katılamıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.