‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/4159 K.2013/10467

Esas No: 2012/4159 · Karar No: 2013/10467 · Karar Tarihi: 20.06.2013
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik

**HÜKÜM:** Mahkumiyet

Sanığın yokluğunda verilen 17.09.2009 günlü hüküm, soruşturma aşamasında sanığın ifadesinin alınması sırasında atanan ancak kovuşturma sırasında görevlendirilmeyen zorunlu müdafie tebliğ edildiğinden yapılan tebligatın usulüne uygun olmaması nedeniyle sanığın öğrenme üzerine 19.11.2009 havale tarihli dilekçe ile yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü,
5271 sayılı CMK’nun 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip, suçun işleniş özelliklerine, suç konusunun miktar ve önemine dayanarak alt sınırdan ayrılmak suretiyle hüküm kuran mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan tebliğnamedeki bu yönden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
I- Sanığın tamamen sahte oluşturulmuş çeki borcuna karşılık müşteki ...'ya vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, çekin ibraz edildiği Oyakbank tarafından dosyaya sunulan 03.12.2004 tarihli yazıda, söz konusu çekte kılcal elyaf bulunmadığının, çekin kağıt kalitesinin gerçek çek ile ayırt edilecek kadar belirgin ve adi olduğunun, manyetik kodlama alanın gerçek çeklerde bulunan kodlama formatı ile benzer olmadığının, sahte çek ile bankanın çeki yanyana getirildiğinde renk farkının belirgin olduğunun belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi bakımından, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğu cihetle, emanette kayıtlı çekin getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, gerekçeli kararda aldatma kabiliyetine haiz olup olmadığının tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabule göre de;
1-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden
anılan yasalardaki cezaların alt ve üst sınırların karşılaştırılması ile yetinilerek uygulamalı karşılaştırma yapılmadan, yeterli gerekçeden yoksun olarak denetime olanak vermeyecek şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak hükmedilmesi gereken 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde yazılı hak yoksunluklarının, anılan maddenin suç tarihinde yürürlükte olmadığından bahisle uygulanmamasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?