Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/3810 K.2012/13075
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisinin ve memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
**HÜKÜM:** 1- Sanıklar ..., ... ve ... haklarında, 5237 sayılı Kanunun 204/2, 62, 53/1. maddeleri uyarınca 2'şer yıl 4'er ay hp, hak yoksunluğu, vekalet ücreti.
2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında, 765 sayılı Kanunun 342/1, 59. maddeleri uyarınca 1'er yıl 8'er ay hp, vekalet ücreti.
Karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin 26.06.2002 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanıklar ..., ..., ..., ..., müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine: ancak;
17.05.2000 tarihli tapusuz gayrimenkul satış sözleşmesi başıklı belgeden de anlaşılacağı üzere sanık ...'ın sanık muhtar ... ile işbirliği yaparak kendisinin olmayan orman vasfındaki taşınmazı iktisap etmek için mahkemeden lehine hüküm tesis ettirmeye çalıştığı, fen memuru olan sanıklar ... ve ...'in yapılan keşiflere istinaden gerçeğe aykırı bilirkişi raporları düzenledikleri, mahalli bilirkişi ve davacı tanığı sıfatıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunan diğer sanıkların ise sahte mahkeme ilamı alınması suçuna iştirak ettiklerinin kabulü halinde; Dairemizin 08.10.2007 tarih ve 2006/4983-2007/6393 E.K. sayılı uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda 5237 sayılı TCK'nun 40/2. maddesinde özgü suçlarda özel faillik niteliği taşıyan kişilerin fail olabileceği bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişilerin ise ancak
azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceği değerlendirilmeden, fen bilirkişileri, mahalli bilirkişi ve davacı tanığı sanıkların, eyleme iştiraklerinin bulunmadığı kabul edildiğinde 765 sayılı TCK'nun 290 ve 286. (5237 sayılı TCK'nun 276 ve 272) maddeleri, karar yerinde tartışılmadan ve 16.12.1998, 08.03.2000, 14.08.2001 tarihlerinde 3 ayrı keşif yapılması karşısında teselsül hükümleri sanıklar yönünden ayrı ayrı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya görede:
1)5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun olaya ilişkin tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar kararın gerekçe bölümünde denetime olanak verecek şekilde somut olarak gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve uygulamalı karşılaştırma da yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Hükmolunan ceza miktarları da dikkate alınarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gözetilmeden 647 sayılı Yasanın 6 ve 5271 sayılı CMK'nun 231. maddelerinin uygulanmama gerekçelerinin açıklanmaması,
Yasaya aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Kamu görevlisinin ve memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
**HÜKÜM:** 1- Sanıklar ..., ... ve ... haklarında, 5237 sayılı Kanunun 204/2, 62, 53/1. maddeleri uyarınca 2'şer yıl 4'er ay hp, hak yoksunluğu, vekalet ücreti.
2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında, 765 sayılı Kanunun 342/1, 59. maddeleri uyarınca 1'er yıl 8'er ay hp, vekalet ücreti.
Karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin 26.06.2002 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanıklar ..., ..., ..., ..., müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine: ancak;
17.05.2000 tarihli tapusuz gayrimenkul satış sözleşmesi başıklı belgeden de anlaşılacağı üzere sanık ...'ın sanık muhtar ... ile işbirliği yaparak kendisinin olmayan orman vasfındaki taşınmazı iktisap etmek için mahkemeden lehine hüküm tesis ettirmeye çalıştığı, fen memuru olan sanıklar ... ve ...'in yapılan keşiflere istinaden gerçeğe aykırı bilirkişi raporları düzenledikleri, mahalli bilirkişi ve davacı tanığı sıfatıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunan diğer sanıkların ise sahte mahkeme ilamı alınması suçuna iştirak ettiklerinin kabulü halinde; Dairemizin 08.10.2007 tarih ve 2006/4983-2007/6393 E.K. sayılı uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda 5237 sayılı TCK'nun 40/2. maddesinde özgü suçlarda özel faillik niteliği taşıyan kişilerin fail olabileceği bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişilerin ise ancak
azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceği değerlendirilmeden, fen bilirkişileri, mahalli bilirkişi ve davacı tanığı sanıkların, eyleme iştiraklerinin bulunmadığı kabul edildiğinde 765 sayılı TCK'nun 290 ve 286. (5237 sayılı TCK'nun 276 ve 272) maddeleri, karar yerinde tartışılmadan ve 16.12.1998, 08.03.2000, 14.08.2001 tarihlerinde 3 ayrı keşif yapılması karşısında teselsül hükümleri sanıklar yönünden ayrı ayrı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya görede:
1)5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun olaya ilişkin tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar kararın gerekçe bölümünde denetime olanak verecek şekilde somut olarak gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve uygulamalı karşılaştırma da yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Hükmolunan ceza miktarları da dikkate alınarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gözetilmeden 647 sayılı Yasanın 6 ve 5271 sayılı CMK'nun 231. maddelerinin uygulanmama gerekçelerinin açıklanmaması,
Yasaya aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.