Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/3149 K.2012/6324
Özet: Uyuşmazlık, sanığın işyerinde çalıştığı dönemde katılanın imzasını içeren boş belgeyi gizleyip, bu belgeyi bono ve senet olarak kullanarak icra takibine girmesiyle ilgili açılan kamu davasıdır. Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın 209/1 ve 62. maddelerine göre sanığı 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptı ve bu cezayı 51/1 ve 51/3 maddeleri uyarınca ertelendi.
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması
**HÜKÜM:** 5237 sayılı TCK'nun 209/1 ve 62. maddelerince 2 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nun 51/1. maddesince ertelenmesine. Ayrıca TCK'nun 51/3. maddesi
1)Sanığın katılana ait iş yerinde 01.09.2004 ile 18.03.2006 tarihleri arasında fabrika müdürü olarak çalıştığı dönemde katılan ...'ın isim ve imzasının yer aldığı boş belgeyi yanında alıkoyup gizlediği, işten ayrıldıktan sonra imzalı yazısız belgeyi işe giriş tarihinden önceki bir tarihi içeren 08.07.2004 tanzim, 25.03.2006 vade tarihli ve 650.000.000.000 TL bedelli bono haline dönüştürerek icra takibine koyduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalarda suçun konusunu oluşturan bono niteliğindeki belgeyi katılanın bizzat düzenleyip kendisine verdiğini, katılanın babasına ait evde kiracı olması nedeniyle önceden tanıştıklarını, babasından kalan miras hissesi ve yurt dışında yaşayan kardeşinden tasarruf amacıyla aldığı paralardan oluşan birikimlerini değerlendirmesi amacıyla katılana verdiğini, karşılığında sonraki aşamada fotokopisini ibraz ettiği aslı ele geçirilemeyen 08.07.2004 vade tarihli, 360.000.000.000 TL bedelli senedi teminat olarak aldığı, bu senedin vadesinde ödenmemesi üzerine katılanın teklifi ile ilk senedi geri verip katılanın bizzat düzenlediği suça konu bonoyu aldığını, işyerinden ayrıldıktan sonra işyerindeki çalışmasıyla ilgili ücret ve tazminat gibi konularda alacaklarını tamamen aldığına dair 17.06.2006 tarihli ibraname niteliğindeki el yazısıyla yazılan belgeyi kendisinin yazıp imzalayarak şirkete verdiğini, ancak katılan tarafından ibraz edilen 17.05.2006 tarihli “ibraname ve taahhütname” başlıklı “katılandan veya çalıştığı şirketten hiçbir alacağı bulunmadığı ayrıca uhdesinde katılana veya şirkete ait belgeli ve belgesiz, senede bağlı hiçbir alacak, borç senedi, yazılı belge bulunmadığı” ibarelerini içerir belgenin kendisi tarafından imzalanmadığını, katılanın suça konu senedin sahte olduğunu kanıtlayabilmek amacıyla bu belgeyi düzenleme gereği duymuş olmasının da, katılanın borcunu ve senedin varlığını dolaylı olarak kabul ettiğini savunması, katılanın ise tüm aşamalarda sanığın işyerinde çalıştığı dönemde bertakrip olarak ele geçirdiği yazısız imzalı boş kağıdı bono niteliğine dönüştürerek icra takibine giriştiğini, böyle bir borcunun bulunmadığını, kaldı ki sanığın ekonomik olarak bu miktarda bir parayı borç olarak verecek gücünün bulunmadığını iddia etmesi, ibraname ve taahhütname başlıklı katılan tarafından ibraz edilen belgedeki imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda alınan ve birbiriyle çelişen bilirkişiEsas No: 2012/3149raporları ile suça konu belgeye ilişkin alınan bilirkişi raporlarının içerikleri karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından, öncelikle Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/148 E. sayılı dava dosyasından temin edilen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin 14.12.2011 tarihli rapor aslının dosya içerisine celp edilip bu belgedeki imzanın sanığa ait olup olmadığı konusundaki çelişkili bilirkişi raporları nedeniyle, Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi'nden seçilecek grafoloji ve sahtecilik konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden rapor aldırılıp çelişkinin giderilmesi, sanığın parayı ilk verdiğinde katılan tarafından düzenlenip kendisine verildiğini söylediği 360.000.000.000 TL bedelli senedin fotokopi olduğu da gözetilerek fotokopi belgenin TÜBİTAK'a gönderilip belgenin bu haliyle tek seferde fotokopi yoluyla üretilip üretilmediği veya senet fotokopisindeki yazı ve imzaların başka belgelerden alınıp fotokopileri çekilerek bu hale getirilip getirilmediği konusunda bilirkişi raporu alınması, savunma da adı geçen Neşet Taşcı ile Mehmet Arcı adli kişilerde tanık sıfatıyla dinlenerek bilgi ve görgüleri tespit edilip toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Kabule göre de;
Sanığın, katılanın başka şekilde kullanılmak üzere boş kağıda atmış olduğu imzalı kağıdı, kendisine teslim edilmemiş olmasına rağmen bir şekilde ele geçirip, bırakılış amacının dışında doldurup bono haline getirerek takibe koyduğunun iddia ve kabul olunması karşısında; suça konu imzalı boş kağıdın bertakrip ele geçirilip bono haline dönüştürülmesi nedeniyle sübutu halinde eylemin 5237 sayılı Yasanın 209/2. maddesi aracılığıyla aynı Yasanın 204/1. madde ve fıkrasına uyan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 20.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması
**HÜKÜM:** 5237 sayılı TCK'nun 209/1 ve 62. maddelerince 2 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nun 51/1. maddesince ertelenmesine. Ayrıca TCK'nun 51/3. maddesi
1)Sanığın katılana ait iş yerinde 01.09.2004 ile 18.03.2006 tarihleri arasında fabrika müdürü olarak çalıştığı dönemde katılan ...'ın isim ve imzasının yer aldığı boş belgeyi yanında alıkoyup gizlediği, işten ayrıldıktan sonra imzalı yazısız belgeyi işe giriş tarihinden önceki bir tarihi içeren 08.07.2004 tanzim, 25.03.2006 vade tarihli ve 650.000.000.000 TL bedelli bono haline dönüştürerek icra takibine koyduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalarda suçun konusunu oluşturan bono niteliğindeki belgeyi katılanın bizzat düzenleyip kendisine verdiğini, katılanın babasına ait evde kiracı olması nedeniyle önceden tanıştıklarını, babasından kalan miras hissesi ve yurt dışında yaşayan kardeşinden tasarruf amacıyla aldığı paralardan oluşan birikimlerini değerlendirmesi amacıyla katılana verdiğini, karşılığında sonraki aşamada fotokopisini ibraz ettiği aslı ele geçirilemeyen 08.07.2004 vade tarihli, 360.000.000.000 TL bedelli senedi teminat olarak aldığı, bu senedin vadesinde ödenmemesi üzerine katılanın teklifi ile ilk senedi geri verip katılanın bizzat düzenlediği suça konu bonoyu aldığını, işyerinden ayrıldıktan sonra işyerindeki çalışmasıyla ilgili ücret ve tazminat gibi konularda alacaklarını tamamen aldığına dair 17.06.2006 tarihli ibraname niteliğindeki el yazısıyla yazılan belgeyi kendisinin yazıp imzalayarak şirkete verdiğini, ancak katılan tarafından ibraz edilen 17.05.2006 tarihli “ibraname ve taahhütname” başlıklı “katılandan veya çalıştığı şirketten hiçbir alacağı bulunmadığı ayrıca uhdesinde katılana veya şirkete ait belgeli ve belgesiz, senede bağlı hiçbir alacak, borç senedi, yazılı belge bulunmadığı” ibarelerini içerir belgenin kendisi tarafından imzalanmadığını, katılanın suça konu senedin sahte olduğunu kanıtlayabilmek amacıyla bu belgeyi düzenleme gereği duymuş olmasının da, katılanın borcunu ve senedin varlığını dolaylı olarak kabul ettiğini savunması, katılanın ise tüm aşamalarda sanığın işyerinde çalıştığı dönemde bertakrip olarak ele geçirdiği yazısız imzalı boş kağıdı bono niteliğine dönüştürerek icra takibine giriştiğini, böyle bir borcunun bulunmadığını, kaldı ki sanığın ekonomik olarak bu miktarda bir parayı borç olarak verecek gücünün bulunmadığını iddia etmesi, ibraname ve taahhütname başlıklı katılan tarafından ibraz edilen belgedeki imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda alınan ve birbiriyle çelişen bilirkişiEsas No: 2012/3149raporları ile suça konu belgeye ilişkin alınan bilirkişi raporlarının içerikleri karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından, öncelikle Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/148 E. sayılı dava dosyasından temin edilen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin 14.12.2011 tarihli rapor aslının dosya içerisine celp edilip bu belgedeki imzanın sanığa ait olup olmadığı konusundaki çelişkili bilirkişi raporları nedeniyle, Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi'nden seçilecek grafoloji ve sahtecilik konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden rapor aldırılıp çelişkinin giderilmesi, sanığın parayı ilk verdiğinde katılan tarafından düzenlenip kendisine verildiğini söylediği 360.000.000.000 TL bedelli senedin fotokopi olduğu da gözetilerek fotokopi belgenin TÜBİTAK'a gönderilip belgenin bu haliyle tek seferde fotokopi yoluyla üretilip üretilmediği veya senet fotokopisindeki yazı ve imzaların başka belgelerden alınıp fotokopileri çekilerek bu hale getirilip getirilmediği konusunda bilirkişi raporu alınması, savunma da adı geçen Neşet Taşcı ile Mehmet Arcı adli kişilerde tanık sıfatıyla dinlenerek bilgi ve görgüleri tespit edilip toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Kabule göre de;
Sanığın, katılanın başka şekilde kullanılmak üzere boş kağıda atmış olduğu imzalı kağıdı, kendisine teslim edilmemiş olmasına rağmen bir şekilde ele geçirip, bırakılış amacının dışında doldurup bono haline getirerek takibe koyduğunun iddia ve kabul olunması karşısında; suça konu imzalı boş kağıdın bertakrip ele geçirilip bono haline dönüştürülmesi nedeniyle sübutu halinde eylemin 5237 sayılı Yasanın 209/2. maddesi aracılığıyla aynı Yasanın 204/1. madde ve fıkrasına uyan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 20.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.