Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/261 K.2013/8622
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve iftira suçlarından mahkum edilmesiyle ilgili temyiz itirazlarıdır; Mahkeme, temyiz itirazlarını reddederek sanığı aynı anda işlenen eylemler için 765/5237 TCK hükümleri çerçevesinde mahkumiyet kararı vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve iftira
HÜKÜM: Mahkumiyet
1- Sanık hakkında "resmi belgede sahtecilik'' suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCY.nın 43. maddesinde "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, 765 sayılı TCY.nın 80. maddesinden farklı olarak aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı, cihetle; sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 342/1, 80 ile 5237 sayılı TCY.nın 204/1, 53/1-3. maddelerinin bir bütün olarak uygulanması durumunda, 5237 sayılı Yasaya göre yapılacak uygulamanın sanık lehine olduğu gözetilmeden, 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihinden önce işlediği başka kasıtlı suçlardan mahkumiyetleri bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında toplanan deliller karar yerinde incelenip, suçunun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı nedenlerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında ''dolandırıcılık ve iftira'' suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanığın temyiz itirazlarına gelince;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere; yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia olunması karşısında, fiilin 765 sayılı TCK.nun 504/3 (5237 sayılı TCK. nun 158/1-f) maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
2
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9. madde hükümleri karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık ve iftira" suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırları itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinden yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 24.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
S.T.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve iftira
HÜKÜM: Mahkumiyet
1- Sanık hakkında "resmi belgede sahtecilik'' suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCY.nın 43. maddesinde "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, 765 sayılı TCY.nın 80. maddesinden farklı olarak aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı, cihetle; sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 342/1, 80 ile 5237 sayılı TCY.nın 204/1, 53/1-3. maddelerinin bir bütün olarak uygulanması durumunda, 5237 sayılı Yasaya göre yapılacak uygulamanın sanık lehine olduğu gözetilmeden, 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihinden önce işlediği başka kasıtlı suçlardan mahkumiyetleri bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında toplanan deliller karar yerinde incelenip, suçunun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı nedenlerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında ''dolandırıcılık ve iftira'' suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanığın temyiz itirazlarına gelince;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere; yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia olunması karşısında, fiilin 765 sayılı TCK.nun 504/3 (5237 sayılı TCK. nun 158/1-f) maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
2
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9. madde hükümleri karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık ve iftira" suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırları itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinden yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 24.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
S.T.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.