Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/25097 K.2012/17112
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın sahtecilik suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca hapis cezasıyla mahkum edilmesi ve bu kararın temyizinde itirazın kabulüyle kararın kaldırılmasıdır. (2) Mahkeme, sanığın lehine itirazı kabul ederek 10.01.2012 tarihli “Onama” kararını iptal etmiş ve 18.09.2012 tarihli Yargıtay kararıyla ilgili dosyanın yeniden incelenmesine karar vermiştir.
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...’ın 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine dair Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 02.05.2007 gün ve 2007/306 Esas, 2007/367 Karar sayılı hükmün temyiz incelemesi sonucunda onanmasına ilişkin Dairemizin 10.01.2012 gün ve 2009/18390 Esas, 2012/143 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.09.2012 gün ve KD-2012/210784 sayılı yazı ile 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 308. maddesi uyarınca itiraz edilmekle Dairemize gönderilen dosya incelendi: sanığın lehine itirazda süre aranmayacağı gözetildiğinde ve itiraz nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla, itirazın kabulüne, Dairemizin 10.01.2012 gün ve 2009/18390 Esas, 2012/143 Karar sayılı Karar sayılı “Onama” kararının kaldırılmasına karar verilip gereği görüşüldü:
1-5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki suçun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi yeterli olacağı gibi sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılmasıyla da suçun oluşacağı cihetle;
Sanığın aşamalarda suça konu 21.02.2005 tarih ve 38279 tescil sayılı ehliyeti kullanmadığını savunması ve ehliyetin kendisi tarafından teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihi ve kullanma unsurunun tespiti bakımından sürücü belgesinin trafik uygulamasında sorgulamasının yapılıp yapılmadığı, trafik cezası düzenlenip düzenlenmediği gibi hususlar araştırılıp sonucuna göre suç tarihinin ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK.nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir ancak Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK.nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütler somut olaya ve failine özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilerek ve yüklenen sahtecilik suçu ile doğrudan bağlantılı olmayan trafik kazalarının sürücü hataları ve eğitimsizlikten kaynaklandığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1-5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki suçun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi yeterli olacağı gibi sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılmasıyla da suçun oluşacağı cihetle;
Sanığın aşamalarda suça konu 21.02.2005 tarih ve 38279 tescil sayılı ehliyeti kullanmadığını savunması ve ehliyetin kendisi tarafından teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihi ve kullanma unsurunun tespiti bakımından sürücü belgesinin trafik uygulamasında sorgulamasının yapılıp yapılmadığı, trafik cezası düzenlenip düzenlenmediği gibi hususlar araştırılıp sonucuna göre suç tarihinin ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK.nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir ancak Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK.nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütler somut olaya ve failine özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilerek ve yüklenen sahtecilik suçu ile doğrudan bağlantılı olmayan trafik kazalarının sürücü hataları ve eğitimsizlikten kaynaklandığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.